Abonelik Paylaş!
Görüntülenme: 6566
Oyla!
(0 oy)

4.3.2008 23:05:28

TTB SAĞLIK KOLU RAPORUNU ANALİZ EDİYORUM

suphi (90)

ESKİŞEHİR'DEN bir aile hekimizin TTB aile hekimliği raporuna dair görüşlerini ilginize sunuyor kendisine teşekkür ediyorum.

  TTB SAĞLIK KOLU RAPORUNU ANALİZ EDİYORUM-1

 

 

Türk Tabipler Birliği ve Pratisyen Hekimler Derneği 13-14 Ocak 2007, İçkale Oteli, Ankara da  TTB Halk Sağlığı Kolu adı altında 29 kişiyi toplayarak aklı sıra Aile Hekimliğini yok edici bir toplantı düzenleyerek , hiçbir işe yaramaz  olduğunu ispat etme çabasına girişmişti.Bu Çalışmanın yazın haline getirilmesi Ekim 2007 yi ve bastırılıp dağıtılması ise Aralık ayını buldu.Bu cansiperhane çalışmaya nihayet ulaştık ve biz de onun üzerine bir iki laf etmeyi kendimize görev bildik.Sürç-i Lisan edersek affola.

KENTSEL BÖLGEDE SAĞLIK ÖRGÜTLENMESİ:ÇOK SEKTÖRLÜ YAKLAŞIM, AİLE HEKİMLİĞİ ÜLKEMİZ İÇİN UYGUN BİR MODEL MİDİR? Başlıklı yazının  Editörü Doç.Dr. Muzafer ESKİOCAK ,Editör Yardımcıları ise  Dr. Evin ARAS ve Dr. Aslı DAVAS  olarak görünmektedir.

Kitabın Önsöz kısmında özetle:

Günümüzde ise aile hekimliği kandırmacası altında üstelikte sağlık ocaklarının en örgütlü oldukları illerde tabelaları indiriliyor. Hiçbir bilimsel gerekçesi olmayan tümüyle “ideolojik” bir yaklaşımla,sağlık hizmetlerinin piyasaya devri amacı doğrultusunda kapatılıyor sağlık

ocakları. Yerine konan aile hekimliği ise kentsel alan dahil hiçbir sağlık sorununu çözmeyen ve son düzenlemelerle uygulanamayacağı artık Hükümet tarafından da anlaşılmış olan bir model.


 

.  Denilmektedir.

 

Yani yazarlar henüz iki ilde pilot uygulamanın henüz olgunluğa eriştiği bir dönemde yani Ocak 2007 de

-Aile Hekimliğinin bir kandırmaca olduğuna

-Bilimsel gerekçesi olmayan ideolojik yaklaşım olduğuna

-Sağlık hizmetlerinin piyasaya devredileceğine

-Hiçbir sağlık sorununu çözemeyeceğine

-Uygulanamayacağının hükümet tarafından anlaşıldığına  karar veriyorlar.

“Eee bilim adamı dediğin böyle olmalı zaten.Sonuçları çok erken bir dönemde görebilmeli, değerlendirebilmeli ve geleceğe ışık tutmalı.”

Önsözün özetinden  bu çalışmanın zaten ne menem bir şey olduğu,başkalarına taş atarken kendilerinin ideolojik davrandığı resme yansıyor hemen.Her kelime fos çıkıyor ve “uygulanamayacağını anlayan “ hükümet pilot uygulamaları 2008 yılında 56 ile  yayacağını açıklıyor.Yani Editör ile yardımcıları çuvallıyor.Çok sektörlü bir yaklaşımdan bu kadar tek sektörlü yorum çıkarmak hem 29 kişinin çalışmanın başında damgalanmasına ve hem de onca mesainin boşa gitmesine neden oluyor.

Sonraki bölümde toplanan 29 kişinin oluşturduğu TTB Sağlık Kolu ortak bildirilerini kaleme almışlar.Özetle “sağlık hizmetlerini geliştirmeyi hedefleyen her girişim mutlaka bütünlüklü bir programın parçası olmalıdır. Eşitlikçi, sömürü ve ayrımın olmadığı bir emek programı içerisinde sağlık alanında yapılan girişimler de başarı şansı yakalayacaktır “  gibi ucunun nereye gittiği belli olmayan garip bir söylemde bulunmuşlar.Bu paragrafı arkadaşım Dr.Sinan Gürsoy  benden daha iyi anlayabileceği için onun değerlendirmesine bırakıyorum.

AİLE HEKİMLİĞİ ÜLKEMİZ İÇİN UYGUN BİR HİZMET SUNUMU SİSTEMİ MİDİR?

Yukarıdaki soruya TTB sağlık kolu aşağıdaki cevabı veriyor;

-“Ülkemizde yapılan çalışmalarda sağlık algısının “hasta değilsem, hayatta isem iyiyimdir”

gibi negatif tanımlama düzeyinde kaldığı ve kapsam itibarıyla çağdaş sağlık tanımından

farklı algılandığı gösterilmiştir. Bu istem ve tutuma sahip aile tipinin yaygın olduğu ülkemizde, sadece bireylerden gelecek sağlık hizmeti talepleriyle hizmet sunmanın doğru olmadığı, ailenin kendi sağlığının mutlak belirleyicisi olamayacağı, bu nedenle Aile Hekimliği uygulamasının bu süreçte sağlıklı olma hakkının karşılığını bulması anlamında yeterli olamayacağı açıktır.”

İnsanını bu kadar aptal görme eğilimi metamorfozunu bir türlü tamamlayamayan devrimcilerde sık görülmektedir.Her ne kadar “atın ölümü arpadan olsun” özdeyişi ile AIDS’li kadınların peşinde koşan bireylere sahip bir toplum da olsak bunun genellenemeyeceği açıktır.Eğer iddia edildiği gibi toplumumuzda “hasta değilsem,hayattaysam iyiyim”  gibi bir istem ve tutuma sahip aile tipinin yaygınlığı iddia ediliyor ise bu retrospektif bir anlayışla değerlendirildiğinde,224 sayılı yasa ve sağlık ocağı yapılanmaları ile  halk eğitimlerini iyi yapamadığımızın da bir göstergesi olmuyor mu ? Belki de bunun niye iyi becerilemediğinin tartışılması daha iyi olurdu.

Sağlık Ocağı yapılanmalarında koruyucu hekimlik ile ayaktan teşhis ve tedavi hizmetleri bütünleşikti. Zaman içerisinde görüldü ki hekimler sağlık ocağı çalışmalarında kendilerini sadece poliklinik hizmetlerine vermeye başladılar.Aşılar,eğitimler,geziler vb koruyucu hizmetler Sorumlu Hekimin inisiyatifine havale edilip diğer sağlık personelinin sırtına yüklendi. Poliklinik görevinin olmadığı günlerde bugün izinliyim diyerek diğer görevlerin sorumluluğunu hissetmeden mesaisini terk eden hekimlerimizin olduğu bilinen bir gerçek. Tabip Odalarının liderlik yapmak için her türlü mücadeleyi göze aldığı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği  sorununda da aynı tavrı görmüyor muyuz ? O seminerlerden yetişen hangi iş yeri hekimi öğretiler doğrultusunda asli görevini yapıyor ? Hangi tabip odası işlevselliği denetliyor ? Bugün bütün işyeri hekimlerinin haftanın belli saatlerinde gidip ayaktan teşhis ve tedavi hizmeti vererek, hatta RPT katipliği ile para kazandığını hepimiz biliyoruz. Odalar da biliyor.Hatta  işyeri hekimliğini neresinden Aile Hekimliği içine sokabiliriz diye bu çalışmanın içinde bile tartışıyorlar.Halbuki işyeri hekimliği işçi eğitimleri ve iş kazalarını önleme denetimlerini önceliyor.Hekimlerimiz ise polikliniği önceliyor ve bu da hem patronun hem de işçinin daha çok hoşuna gidiyor.Ama bu garip karşılıklı alışveriş “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği “ gibi önemli bir olayda hekimi ve yazılıp çizilen onca mevzuatı “hiç” haline getiriyor. Tıpkı 224 sayılı yasaya olduğu gibi.

Burada şunun iyi anlaşılması gerekir ki Aile Hekimliği sistemi Sağlık Ocağı hekiminin olmak istediği “Poliklinik Hekimi” görevini öne çıkarmış ve artık poliklinikçi olmadığın gün kalmadı demiştir.Böylece “Bankada işi var” mazereti ortadan kalkmış görünmektedir.Nitekim Eskişehir Merkezde 200 cıvarında hekimle 20 sağlık ocağında ıkına sıkına açılıp zorlayarak çalıştırılan 40-45 faal poliklinik varken şu anda üst düzey çalışan 160 küsur birinci basamak polikliniğin olması bunun iyi bir örneği değil midir ?

 Aile Hekimleri bireysel anlamda hem koruyucu hem de teşhis ve tedavi edici hizmetleri üstlenmektedir.Olayın ikincil ayağı olan Toplum Sağlığı Örgütlenmesi ise bölgesel anlamda toplumun koruyucu sağlık hizmetlerini yürütür ve gözetir.Koruyucu Sağlık Hizmetlerinde Aile Hekimleri ile TSM yapıları ortak sorumluluklara ancak farklı görevlere sahiptir.

 

-“Aile Hekimliği uygulaması, yapısından kaynaklanan işletmeci ve yatırımcı olma rolü ile risk alma ve pazarını büyütecek uygulamalara yönelme (promosyon yapma, yeni pazar yaratma, daha fazla ilaç yazma, gereksiz tetkik ve ileri teknoloji kullanma) davranışları üzerinden hekimliğin etik değerlerini etkileyecek-yozlaştıracaktır.”

         Aile Hekimi pazarının neresini büyütecek ? 4000 kayıtlı bireye ödeme yapılmakta ve bu sayı hekim sayısının istenilen düzeylere gelmesi ile beraber 3000 lere düşürülecek. Bu pazarın nesini büyüteceksiniz ,nasıl yeni Pazar yaratma derdine düşeceksiniz ?

 “Hangi gereksiz  tetkik ve hangi ileri teknoloji” yi  kullanarak hekimliğin etik değerlerini nasıl yozlaştıracağız ?  

Kan biyokimyasının bakılması,hemogram yapılması,idrarda gebelik testinin bakılması herhalde ileri teknoloji sayılmıyordur.

Merak etmeyin hizmet alıcı kurumlar birinci basamakta istenebilecek tetkikleri zaten sınırlamış durumda.İlaçların da (aynı sizin gibi) 4 kalemden fazlasını ödemiyor.Ama bu yozlaşma herhalde ikinci basamakta daha fazla ki oralara paket uygulama getirildi ve siz “insanımızın sağlık hakkı elinden alınıyor,sağlıkta tasarruf edilmez” diye ayağa kalktınız.

-“ Sağlık hizmeti üreticisi ekibin üyesi olarak hekim ve diğer sağlık personelinin,ekip üyeliği rolünden işveren-çalışan ilişkisi rolüne bir evrilme yaşadığı var olan uygulamalarla görülmektedir. Bu durum, ekip üyelerinin bağımsız mesleki uygulama ödev ve hakkını azaltmış ve ekip çalışması, dayanışma ve paylaşım davranışlarında yok oluş sürecini başlatmıştır.

         “Evrilmek”=Bir biçimden başka bir biçime doğal olarak dönmek.

         Ekip Üyelerinin bağımsız mesleki uygulama ödev ve hakkının azalması

         Dayanışma ve paylaşım davranışlarında yok oluş süreci.

        16 aydır bu sistemin içinde çalışıyorum ama yukarıdaki cümleleri doğrulayacak hiçbir şeye rastlamadım.Aksine pilot uygulamada dayanışma ve paylaşımın artırılması neticesi “sağlık ocaklaştırma” gayreti olduğunu eleştirel olarak tespit ettim.

            Ekip üyelerinin bağımsız mesleki uygulama ödev ve hakkı ne olabilir diye de çok düşündüm.Yemek yemek , dışkılamak gibi konularda ekip üyelerinin bağımsız davranması gerektiği anlaşılır bir konu, ama sağlık hizmeti ortak noktasında Hekim ile Aile Sağlığı Elemanı ne gibi bağımsız mesleki uygulama içine girebilir tahlil edemedim.

(Bu birinci bölüm.Daha ne inciler var Sağlık Kolunun değerli katlımcılarının.Bekleyin... onları da değerlendireceğiz)

TTB SAĞLIK KOLU RAPORUNU ANALİZ EDİYORUM-2
 

-“ Önerilen modelde muayenehane hekimliği ön plandadır ki bu da hekimin yalnızlaşmasını ve rekabeti beraberinde getirmektedir.”

         Bu teze göre muayenehane hekimliği hekimi yalnızlaştırmakta ve rekabeti beraberinde getirmektedir. Yıllardır yapılan muayenehane hekimliğini böyle mi değerlendiriyordunuz.Hekimin yalnızlaşmasını  ve rekabeti önlemek için mi Tabip Odalarında Özel Hekimlik Komisyonları kurdunuz.Yalnızlaşma ve rekabet istemiyor iseniz hem bu tezinizi korumak hem de yıllardır hekimliğin sırtında kambur olan part-time muayenehanecilik belasını vatandaşın sırtından almak adına karşı duruşunuz olurdu.

         Rekabet ise bu sağlık kolunun anlayamayacağı kadar eskilere hatta Darwin’e  kadar gidiyor.Doğada bile rekabetin ne güzellikler yarattığını görmeyen zihniyet yıllardır  aynı paraya aynı işin farklı beceri ile halledilemediğini,rekabetsiz ortamda insanların kötüyü örnekleyip öne çıkanları enayilikle damgaladığını da görmezden geliyor.

-“ Ayrıca Aile doktorluğu uygulamasının getireceği rekabetin baskısıyla hekimin yazacağı ilacın, Türkiye’de özel ve çoğunlukla uluslararası sermaye tarafından sağlanıyor olması, her aile hekimi muayenehanesine alınacak tıbbi donanımın artık Sağlık Bakanlığı gibi büyük bir kurum tarafından değil, tek başına çalışan bireyler tarafından özel sektörden satın alınacak olması; Türkiye’deki sigortacılık sektörünün uluslararası sermaye ağırlıklı hale gelmesi; Dünya Bankası ve IMF’nin bu özelleştirmeden beklentilerini açıklayabilecek önemli unsurlardır.”

Hay sizin başınıza IMF düşsün…Papağan gibi ezberlemişler “uluslar arası sermaye,IMF,dünya bankası”,çevirip çevirip aynı senaryoyu seslendirip duruyorlar.Aferin size.Büyük keşif yapmışsınız.Hala Litmann stetoskopu boynuna takmak gibi takıntın kalmadı ise sana da aferin.

Tıbbi donanımlar yabancı menşeyli olacakmış ta,Türkiye’deki sigorta şirketleri uluslar arası sermaye ağırlıklı hale gelmişte , bundan dolayı Dünya Bankası ile IMF nin sağlıkta yapılacak özelleştirmelerden beklentisi büyükmüş.Aile Hekimliği de özelleştirme ya.

Vay vay vayyy……Yahu ne yaptık biz.Şimdi rekabet baskısı ile reçeteleri şişirtecekler.İlaçlar da uluslar arası sermayenin…Stetoskop alacak yabancı,USG alacak yabancı, Glukoz ölçüm cihazı alacak yabancı,stripini alacak yabancı.Vay ki vay….Yaaa gebelik testi bile Tayvan’dan geliyor.Şimdi Sağlık Bakanlığı da bunları almayacak biz kendimiz almak zorunda kalacağız.Ne olacak şimdi.Gördün mü bizi uluslar arası sermayeye peşkeş çekiyorlar.

Laf kalabalığı ile insanların gözünü boyamayı bırakın tatlı su sosyalistleri.Klişe lafları bırakın …

Bir öğretmen tanıdım geçenlerde.Kızına “Ezo Fidel “ adını vermiş ve hem de nüfusa öyle işletmiş.Niye ? diye sordum.”Herkes Arap  ismi koyuyordu ,benim hayat felsefeme uygun olmadığından bu ismi koydum.” Dedi.Öcünü kızından almıştı .Kendini rahatlatmış belli.”Keşke Lale deseydin.Gül koysaydın adını keşke.Ömür boyu koklasaydın  bahar bahçelerinin bir tanesi diye.”

Sizler de öcünüzü öyle alıyorsunuz bir adım öne çıkmak için çırpınan Cumhuriyetten.

Kendiniz için köylerde çalışmayı zulüm görüyorsunuz. (Dr.N.Y ,eşi ve onlar gibiler). Sosyeteye  kızıyorsunuz ama sizin tanımınızla sınıf atlamada birincisiniz.Yves San Laurent, GIORGIO ARMANI, KENZO, BULGARI, BURBERRY'S, CERRUTI, CHANEL, DIOR, DOLCE GABBANE çoğunuzun aşina olduğu isimler.Dağa çıkarken bile elinize Karadeniz 14 lüsü yakıştıramıyorsunuz .Ama lafa geldi mi “Uluslar arası sermaye, IMF, ilaç tekelleri”. Bu lafları en çok kullanan adamlardan biri de Pratisyen Hekimler Derneği Başkanı ve Merkez Konseyi üyesi Dr.Erkan Kapaklı .Beyefendinin geçmişinde çalıştığı tek sağlık ocağı İstanbul Moda Sağlık Ocağı.Bu türdeş de oradan tüm Türkiye’nin nabzını tuıtmuş, şimdilerde il il gezip IMF ye nasıl peşkeş çekildiğimizi anlatıyor.Dr.Ata Soyer de il il dolaşıp bilim adamlığına yakışmayan yalanlarla dolu seminerler veriyor.Örnek mi ? 12 Eylül 1980'den sonra sağlıkta neler oldu?  Başlığı ile 12 Eylül 2000 de Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bir makalesinden alıntı.” Üstelik tüm hekimlere ''zorunlu hizmet'' getirildi, hem dört yıl! (çüşşşş)Özellikle cuntanın başının ağzından, her gün hekimlere ve sağlık personeline hakaretler yağdırıldı. Cuntanın başı, 2 Ekim 1980'de Ağrı'da konuşurken hekimlere şöyle yükleniyordu: ''Nasıl ki, Silahlı Kuvvetlerimizde bu bölgeler için mecburi hizmet konmuşsa, doktorlarımıza, valilerimize de mecburi hizmet koyacağız. Herkes gelsin, bu vatanın her karış toprağında hizmet görsün. Para karşılığı hizmet verilmez. Üniversiteyi bitiren herhangi bir doktor, ihtisasını yapan bir doktor.. gelecek, vatanın gösterilen her tarafında mecburi hizmetini yapıp ondan sonra gidecektir.'' 

Muhterem kardeşim mecburi hizmet konuldu ama 4 yıl değil 2 yıl.Sen ve Erkan Kapaklı gibiler veya Dr.N.Y. gibiler mahrumiyet bölgelerine her ne şart altında olursa olsun gitmek istemezseniz ,benim beğendiğim yer dışında kalan yerler benim vatanım değildir deme hakkını kendinizde görürseniz olacağı budur.

Yalanlarla bezediğiniz laflarınıza son günlerde “iyi hekimlik” adı altında Aile Hekimlerine “kötü hekim ve onursuz” yakıştırması yaptınız ya…Çarpılacaksınız bir gün ,”Allah cezanızı verecek”.

-“ Bölgede yaşanabilecek salgınlar, seller, deprem gibi olağan dışı durumlarda sağlık ocakları, çok hızlı yanıt verme kapasitesine sahipken aile hekimlerinin bu durumlarda etkin olabilmesi, ancak görevlendirilmeleri koşuluyla mümkün olabilecek ve yanıt kapasitesinde aynı yetkinlik gösterilemeyecektir.”

Sistem içinde TSM varlığını görmezden gelmek ,Yerel Sağlık İdaresinin etkinliğini bir çırpıda yok edivermek  kapasitesiz insanların yapabileceği en basit demagoji vasıtası.Bu insanlar kendilerinden başkasını cahil gören ne verirsem yerler zihniyetindeler.Gerek pilot uygulama kanunu ve gerekse yönetmeliği olağanüstü hallerde yerel sağlık idarelerinin , TSM lerin ve Aile Hekimlerinin görev ve sorumluluklarını ayrıca vurgulamış .Amaaaaa değerli katılımcılar hayallerinde “Sağlık Ocaklarının çok hızlı yanıt verme kapasitesine sahip olduğunu “ şekillendirmişler.Bu durumda Aile Hekimliği sistemini at sepete.

-“ ASE olarak çalıştırılacak olan ebeler, hemşireler, sağlık memurları, “eleman” olarak kendi mesleki saygınlıklarını yitirecektir.”

 

Şu anda fiili olarak çalışan Aile Sağlığı Elemanlarını dikkatle izliyorum.”eleman” olarak tanınan hiç kimseyi göremediğimi söylersem kim beni yalanlayabilir ? Her ASM de hemşire ve Ebe Hanımlar var.Mesleki açıdan da daha bağımsız,daha sorumlu ve daha saygınlar.Bağlı bireyleri ve aileleri ile ilişkileri nerede ise akraba düzeyine ulaştı.Çocuklar onları görünce kapıdan koşup sarılıyorlar.Daha iyi ücret alıyorlar.Beraber çalıştıkları hekimlerini “amir” olarak değil mesai arkadaşı , sorumluluk yoldaşı olarak görüyorlar.  Galiba sağlık kolu değerli katılımcılarının bu varsayımları da boşa çıkacak.

Oyla!
9,5 (1 oy)

6.3.2008 02:54:29

Yanıt: TTB SAĞLIK KOLU RAPORUNU ANALİZ EDİYORUM

drenderkayki (1)

 

Sağlık Ocağı yapılanmalarında koruyucu hekimlik ile ayaktan teşhis ve tedavi hizmetleri bütünleşikti. Zaman içerisinde görüldü ki hekimler sağlık ocağı çalışmalarında kendilerini sadece poliklinik hizmetlerine vermeye başladılar.Aşılar,eğitimler,geziler vb koruyucu hizmetler Sorumlu Hekimin inisiyatifine havale edilip diğer sağlık personelinin sırtına yüklendi. Poliklinik görevinin olmadığı günlerde bugün izinliyim diyerek diğer görevlerin sorumluluğunu hissetmeden mesaisini terk eden hekimlerimizin olduğu bilinen bir gerçek. Tabip Odalarının liderlik yapmak için her türlü mücadeleyi göze aldığı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği  sorununda da aynı tavrı görmüyor muyuz ? O seminerlerden yetişen hangi iş yeri hekimi öğretiler doğrultusunda asli görevini yapıyor ? Hangi tabip odası işlevselliği denetliyor ? Bugün bütün işyeri hekimlerinin haftanın belli saatlerinde gidip ayaktan teşhis ve tedavi hizmeti vererek, hatta RPT katipliği ile para kazandığını hepimiz biliyoruz. Odalar da biliyor.Hatta  işyeri hekimliğini neresinden Aile Hekimliği içine sokabiliriz diye bu çalışmanın içinde bile tartışıyorlar.Halbuki işyeri hekimliği işçi eğitimleri ve iş kazalarını önleme denetimlerini önceliyor.Hekimlerimiz ise polikliniği önceliyor ve bu da hem patronun hem de işçinin daha çok hoşuna gidiyor.Ama bu garip karşılıklı alışveriş “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği “ gibi önemli bir olayda hekimi ve yazılıp çizilen onca mevzuatı “hiç” haline getiriyor. Tıpkı 224 sayılı yasaya olduğu gibi.

Burada şunun iyi anlaşılması gerekir ki Aile Hekimliği sistemi Sağlık Ocağı hekiminin olmak istediği “Poliklinik Hekimi” görevini öne çıkarmış ve artık poliklinikçi olmadığın gün kalmadı demiştir.Böylece “Bankada işi var” mazereti ortadan kalkmış görünmektedir.Nitekim Eskişehir Merkezde 200 cıvarında hekimle 20 sağlık ocağında ıkına sıkına açılıp zorlayarak çalıştırılan 40-45 faal poliklinik varken şu anda üst düzey çalışan 160 küsur birinci basamak polikliniğin olması bunun iyi bir örneği değil midir ?

Evet arkadaşım sizi tebrik ediyorum AİLE HEKİMLİĞİ  İŞİ ÇÖZDÜ

ARTIK HER AİLE HEKİMİ AYDA KİŞİ BAŞI 1 YTL 'YE GÖTÜRÜ USULDEN RPT YAPIYOR. EXTRALARI YAPANLARDA VAR HAA!!!!!!!!!

Aile Hekimleri bireysel anlamda hem koruyucu hem de teşhis ve tedavi edici hizmetleri üstlenmektedir

AŞILAMALAR ,İZLEMLER SÜPER (KALEM AŞILAMALARI ,KALEM İZLEMLERİ KONTROL EDEN VARMI? )

DOĞRUSU VERİLEN ÜCRET HİÇ FENA DEĞİL ,HEMDE HASTALAR ARTIK MEMNUN KAÇ AİLE HEKİMİ VARSA O KADAR RPT ODASI VAR.

 

AİLE HEKİMLERİ DAHA ÖNCE NEREDE ÇALIŞIYORDU ? KİMLERDİ?

 

YUKARIDA BENİMDE BENİMSEMEDİĞİM İŞLERİ YAPAN BİZLERDİK HEPİMİZDİK  ŞİMDİ AYNI İŞİ YAPAN KİM YİNE BİZLER (AİLE HEKİMLERİ) !!!!!!!!!! 

 (ŞİMDİ NE OLUYOR HASTA RPT SİNİ YAPMAYINCA KAYIT ALDIRIYOR, KORKUDAN KUZU KUZU GEREKSİZ ,USULSÜZ REÇETE YAZANLAR KİMLER FRANSADAN GELEN AİLE HEKİMLERİ DEĞİL DAHA ÖNCE SAĞLIK OCAĞINDA YADA BAŞKA KURUMDA ÇALIŞANLAR ,ŞİMDİDE AİLE HEKİMLERİ !!!!!!!).

SENİN İLAÇ YAZMADIĞIN İÇİN YANİ RPT YAPMADIĞIN İÇİN HİÇ TAYİNİN ÇIKMADIMI,? TEHDİT EDİLMEDİNMİ ? 

ŞİMDİ BU DAHA AZALDI  EN AZINDAN ,

(KİBARCA HASTAYA KAYDINI UYGUN HEKİME ALDIRMASI İSTEĞİMİZİ YERİNE GETİRİRLERSE ) BU İYİLEŞTİ BAK !!!!

 

 

HEPİMİZ ÇOK ŞİRİNİZ ,HASTALARDA MEMNUN YANİ ARZ TALEP İLİŞKİSİ!!!!

 

BURADA ÖNEMLİ OLAN ŞEY BİZLER İŞİMİZİ YAPMADIK ,YAPAMADIK!!!

YA ŞİMDİ YUKARIDA SÖYLEDİĞİN BEĞENMEDİĞİN, BEĞENMEDİĞM , BEĞENMEDİĞİMİZ İŞLERİ YİNE YAPIYOR ÇOĞU !!!!!!!!

 

ÖNEMLİ OLAN ŞU ; BİZLER  İŞİMİZİ SAHİPLENECEĞİZ , HAKKIYLA YAPACAĞIZ YOKSA ÇOK YAKIN ZAMANDA HERŞEY ESKİ TAS ESKİ HAMAM' DANDA DAHA KÖTÜ OLUR!!!!!!!!!!!

 

BÖYLE GİDERSE  YENİ YASADAN ( SGK) VE AİLE HEKİMLİĞİ YERLEŞTİKTEN SONRA DEĞİŞENİN NE OLACAĞINI HEPİMİZ GÖRECEĞİZ!!!!!

 

HASTALANDIĞINDA ,YADA İZNE ÇIKAMADIĞINDA , YADA AİLE SAĞLIĞI ELEMANI HASTALANDIĞINDA  YADA İZNE ÇIKTIĞINDA NELER OLUYOR ?

 

 

 Aile Hekimleri bireysel anlamda hem koruyucu hem de teşhis ve tedavi edici hizmetleri üstlenmektedirAile Hekimleri bireysel anlamda hem koruyucu hem de teşhis ve tedavi edici hizmetleri üstlenmektedir.Olayın ikincil ayağı olan Toplum Sağlığı Örgütlenmesi ise bölgesel anlamda toplumun koruyucu sağlık hizmetlerini yürütür ve gözetir.Koruyucu Sağlık Hizmetlerinde Aile Hekimleri ile TSM yapıları ortak sorumluluklara ancak farklı görevlere sahiptir.

 

TOPLUM SAĞLIĞINDAKİ İŞLERİ KİM YAPIYOR ?

 

Aşılar,eğitimler,geziler vb koruyucu hizmetler Sorumlu Hekimin inisiyatifine havale edilip diğer sağlık personelinin sırtına yüklendi.

 

ESKİ TAS ESKİ HAMAM  YİNE BU İŞİ YAPANLAR YARDIMCI SAĞLIK PERSONELİ !

BİRÇOK İŞİ BU ARKADAŞLARIMIZ ÜST YAZI İLE AİLE HEKİMLERİNE HAVALE EDEREK ÇÖZÜYORLAR İMZALAYANLAR TABİKİ TSM DEKİ HEKİMLER (657 LİLER).

 

YANİ DEĞİŞEN TABELALAR , ÜCRETLER , SİSTEM !!!!

 

HAA UNUTTUM HEPİMİZİN AHBS'Lİ SÜPER BİRER BİLGİSAYARI VAR (BENDE 2 TANE VAR BİRİSİNİ AİLE SAĞLIĞI ELAMANI KULLANIYOR TEK BİLGİSAYAR YETMİYOR)

1 ODA , 1 MASA BİRKAÇ KOLTUK , HEPİMİZ BİRBİRİMİZİN RAKİBİ OLDUK  (SERBEST PİYASA REKABETİ) ,PİYASAYA UYMAYA ÇALIŞIYORUZ!!!!!!!!

 

YA BİZLER BENCE ÇOK DEĞİŞEMEDİK HENÜZ  !!!!!

 

KENDİMİZ KANDIRMAYALIM DERHAL İŞİMİZE SARILIP CANLA BAŞLA GERÇEK DOĞRULARLA (PİYASA DOĞRULARI İLE DEĞİL)  ÇALIŞALIM TAKKİYE YAPMAYALIM!!!!!!!!!!!

 

YOKSA HEPİMİZ TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNDE MÜŞTERİ (HASTA) MEMNUNİYETİNDEN

 ISO 9001 BELGESİNİ HAK EDECEĞİZ!!!!!!

 

HEPİMİZİN 14 MART TIP BAYRAMINI ŞİMDİDEN KUTLARIM.

 

İŞ GÜVENCELİ ,ONURLU, YUKARIDA SİZİNDE SÖYLEDİĞİ DOĞRU İŞLERİ YAPABİLEN HEKİMLER VE UYGUN ÇALIŞMA ORTAMI OLMASI DİLEKLERİMLE  !

 

19,5 YILDIR BİRİNCİ BASAMAK HEKİMLİĞİ YAPMAYA ÇALIŞAN BEN Dr.Ender KAYKI EDİRNE 89 NOLU AİLE HEKİMİ (15 AYLIK)

 

 

 

 

Etiket Ekle
Etiket:

Kullanıcı:
Parola:
Yeni Üyelik Parola Hatırlat

Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası



radyo dinle aşı takvimi podcast tips blog video blog kongre online dinle peaceful videos music videos blog klip şarkı sözü lyrics videos ilahi ezgi dinle