Aile Hekimliği'ne Götüren Nedenler
Uzm.Dr.Naim Ata
Aile Hekimliği'ne Götüren Nedenler

Sağlık hizmetlerinde öncelik belirlemek, sağlığı ön sıraya almak, dünyanın her tarafında kabul edilen evrensel bir uygulamadır.Öncelik belirleme gereksiniminin altında yatan temel neden kaynak kısıtlılığıdır.Çünkü mevcut kaynakların en iyi şekilde kullanımı ve en iyi verimi alma ihtiyacı vardır. Oysa ülkemizde artan ve yaşlanan nüfus, teknolojik gelişmeler ve bunun gibi diğer nedenlerle sağlık hizmetlerine olan talep artmakta ve buna bağlı olarak da kaynaklarla talep arasındaki uçurum giderek açılmaktadır.Kaynağın yanı sıra bakış kısıtlılığını da ekleyebiliriz.Asıl yapılması gerekeni görmek bir maharet işidir.Olaylara bakış açımız da çok önemli.Türkiye ileri derecede kamu hastalıklarıyla muhatap olan bir ülkedir.

Öncelik belirleme nasıl olmalı?Öncelik belirleme çeşitli düzeylerde yapılabilir. Makro düzeyde düşünürsek, sağlık hizmetlerine ayrılacak ana kaynak miktarının belirlenmesi çok önemlidir. Coğrafi yapı içerisindeki tüm nüfusa eşit veya denk kaynak tasnifi gerekli. Ancak şimdiye kadar bu dengeyi politikacıların baskıları ve kapalı komisyon odalarında tercihlere müdahaleleri veya doktorların ve sağlık çalışanlarının sağlıksız mikro tercihleri bozmaktadır. Her ne kadar Sağlık Bakanlığı olağanüstü gayret ve ilerlemeler gösterse de henüz ülkemizde sağlık politikasında öncelik belirlemenin hala açık ve objektif kriterlere dayandırıldığını rahatlıkla söyleyemiyoruz.

Nihayetinde, her şeye rağmen, hastalık yükünü azaltabilecek, maliyet etkin, adil, eşit, toplum tercihlerini ön plana alan bir öncelik sıralaması yapılmaya çalışılmaktadır..Hastalık yükünü azaltmanın en birinci yolu da hastaları önceden takip ederek henüz sağlıklı dönemdeyken hastalığı mümkün mertebe engellemek, hastalık insidansını azaltarak ve en kolay, maliyeti düşük ve çabuk şekilde tedavi etmek şeklinde olacaktır.Ülkemizde birinci basamak hastası ile ikinci veya üçüncü basamak hastaları arasında maliyet açısından ortalama dört kata yakın fark vardır.Hastalıkların daha birinci basamaktan itibaren tedbiri alınmalı ve tedavisi yapılmaya çalışılmalıdır.Bu da ancak sağlıklı bir aile hekimliği uygulamasıyla olacaktır.Çünkü aile hekimi bir gate-keeper ?kapı tutucu? fonksiyonuna sahiptir.

Halen ülke nüfusunun bir bölümü hiçbir sağlık güvencesinden yararlanamamakta, bu imkânlardan yararlananlar da aldığı sağlık hizmetlerinden kesinlikle memnun değildir. Son zamanlarda yapılan iyileştirme çalışmaları bazı lokal merkezlerde memnuniyet tabloları oluştursa da böyle yerler birkaç taneyi geçememekte ve yurt geneline yayılamamaktadır. Sağlık sistemimizde en önemli pay tedavi edici hizmetler tarafından alınmakta ve doktor ağırlıklı bir hizmet sunulmaya çalışılmaktadır. Hekimlerin muayenehane çalıştıranları hastaların verdikleri ücret ile doğru orantılı olarak hastayla ilgilenmektedir. Bu durum özellikle üniversite ve devlet hastanelerinde daha da acınacak haldedir. Temel sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri, teorik olarak önemsenmekte ise de pratikte istenilen yaygınlık ve etkinlikte bir koruyucu sağlık hizmeti sunulamamaktadır. Özellikle kırsal yörelerde durum sadece geçiştirilmekte, doğu ve batı bölgesine ilişkin veriler kıyaslandığında standart bir sağlık kalitesini yakalayabildiğimiz söylenememektedir.

Sağlık hizmetleri ağırlıklı olarak Sağlık Bakanlığı’nda toplanmış durumda. Yakın dönemde yeni özel teşebbüslerde artış olmasına rağmen henüz yeterli olduğu söylenemez.Böyle olması ve politik-siyasi etkilerin yoğunluğu, sivil toplum örgütleriyle yeterince işbirliği yapılamaması nedeniyle çoğu kez sağlık politikaları dönemsel nitelikli olmaktadır.Hatta TTB gibi önemli bir kısım sağlık örgütlenmeleri de kendine has sebepleriyle Sağlık Bakanlığı ile hiçbir bağ kuramamakta aksine uzaklaşmaktadır.Her iktidar değişikliğinde Sağlık Bakanlığı’nın temel hedeflerinin gerçekleşmesinde önemli rolleri olması gereken bürokratik yapı da değişmekte ve uzun vadeli, istikrarlı bir sağlık politikası ve eylemi oluşturulamamakta, oluşturulan projeler de sürekli bireysel yorum çatışmalarına takılarak yavaşlatılmaktadır.
Sağlık sektörü, öncelikle çok kurumluluktan kurtulmalıdır.Sağlık Bakanlığı’nın son yıllarda takip etmeye çalıştığı Sağlıkta Dönüşüm Projesi?nin ana unsuru da budur. Sistemin daha verimli kullanılması gereklidir. Bunu da merkeziyetçi ve aşırı bürokratik yapı, yanlış kaynak kullanımı, yanlış kişilere yanlış görevler verilmesi, verilen görevlerin yanlış tanımlanması, ve en önemlisi de denetimsizlik engellenmektedir.

Ana sorunlardan birisi de bilgi eksikliği, istenilen bilgiye ulaşamama, yanlış veriler, verilerin yanlış kullanımı diyebiliriz.Bugün belki tüm sağlık ocaklarında otomasyona gidilmiş olabilir, ancak otomasyonda kullanılacak program, veri girecek kişinin bilgisi, verinin standardizasyonu ve analizi,verinin sürekliliği gibi önemli sorunlar hala mevcuttur.Birinci basamak ile ikinci ve üçüncü basamak arasında da bir kopukluk mevcuttur.İkinci basamakta birinci basamak işlemlerinin birçoğu yapılmaktadır.Kuruluştan ziyade sağlanan hizmetin birinci veya ikinci basamak sağlık hizmeti şeklinde sınıflandırılması ve ücretlendirmenin ona göre yapılması daha sağlıklı olacaktır.

Neticede ele aldığımız bu birkaç soruna yönelik neler yapılabilir? sorusuna cevap arayacak olursak, öncelikle sorumluluk sahibi bir sistem geliştirmek gerektiği aşikardır. Bugün herhangi bir hekim tedavi ettiği hastayla bir alakası olmadığı için bir sorumluluk duygusu taşımamakta sadece mesleki ve etik kurallarla hastaya yaklaşmaktadır. Ancak bir aile hekimi bütüncül bir yaklaşımla hastanın geçmişini ve mevcut durumunu bileceği için yapacağı bir hata ve ihmalin ona gelecekte karşısına çıkabilecek büyük bir soruna sebep olabileceğini bilecektir ve daha hassas davranacaktır.Mesela; hastasına rasgele ağır ampirik antibiyotik yazamayacaktır.Çünkü ilerde olabilecek bir böbrek veya karaciğer hasarında hastanın kullandığı ilaçların kim tarafından reçete edildiği açıkça ortada olacaktır ve hekime ulaşmak daha kolaylaşacaktır.Hasta haklarındaki gelişmeler neticesinde bilakis hekimlerin dava edilme oranlarında artış gözlenmektedir.

Gereksiz muayenelerin önüne geçebilmenin bir yolu da aile hekimliğidir. Bilindiği gibi aile hekimliği ücretsiz bir uygulama olacaktır. Birinci basamak hekimince tedavi edilebilen bir hastalığa sahip bir hasta ya hekime güvenemediği için ya da kendini tatmin için direk ikinci basamağa gitmektedir.Aile hekimince sürekli kayıt ve kontrol altında tutulan bir kişinin hem hasta olma sıklığı azalacak hem de ikinci basamağa gitme sıklığı azalacaktır.

Ülke genelinde dikkat çeken sorunların birisi de yanlış personel istihdamıdır. Hekimlerin %45?i üç büyük ilde toplanmıştır ve nüfusun %30’una hizmet vermektedir.Ayrıca kamu dışındaki hekimlerin de büyük bir kısmı bu illerde çalışmaktadır.Birinci basamakta hekimlerin %15’i çalışmaktadır.Bu da gösteriyor ki sağlık hizmetlerinde çağdaş desantralizasyon ilkeleriyle uyumlu bir yeniden yapılanmaya gidilmelidir. Birçokları tarafından sadece iş yükünün devri olarak nitelendirilen desantralizasyonda, yetkilerin siyasi otoritelere verileceği gibi popülist yaklaşımlar uygulamayı geciktirecektir. Ancak burada unutulmaması gereken, sadece sağlık sektöründe desantralizasyon ilkelerine yönelmenin istenilen sonuçları veremeyeceğidir.

Birinci basamağı kuşbakışı kısaca inceledik.Türkiye?nin çağdaş bir sağlık hizmeti sunabilmesi için hem enformasyon sistemlerinin hızlı ve güvenilir olması hem de personel dağılımının dengeli, sorumlu ve denetlenebilir olması gerekmektedir.Bakalım önümüzdeki günler bize neyi gösterecek.

Yayınlanma: 1.3.2007 | Güncellenme: 6.1.2009 | Görüntülenme: 5726
    Yorum Abonelik
    Oyla! 8,5 (1 oy)
    Etiket Ekle
    Etiket:

    Kullanıcı:
    Parola:
    Yeni Üyelik Parola Hatırlat

    Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası



    radyo dinle aşı takvimi podcast tips blog video blog kongre online dinle peaceful videos music videos blog klip şarkı sözü lyrics videos ilahi ezgi dinle