Prof. Dr. Altan Onat: TEKHARF Bilgileri Değerlendirilip Uygulanmalı
Prof. Dr. Altan Onat: TEKHARF Bilgileri Değerlendirilip Uygulanmalı

19 YILDIR SÜRDÜRÜLEN TEKHARF ÇALIŞMASININ YÜRÜTÜCÜSÜ PROF. DR. ALTAN ONAT, SON TAKİPLERLE TIP CAMİAMIZIN AŞİNA OLMADIĞI BİRÇOK ÖZGÜN VERİ VE SAĞLIK KUSURU ORTAYA KONULDUĞUNA DİKKAT ÇEKİYOR.

“Her sene yurdun bir bölümünü tarama suretiyle gerçekleştirilen TEKHARF çalışması kapsamında, gelecek Ekim ayında, İç Anadolu ve Marmara bölgelerinde toplam 1680 kişi muayeneden geçirilecek.”

1990 yılından bu yana yürütülen Türk Erişkinlerinde Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri (TEKHARF) çalışması üzerine Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) merkezinde kapsamlı bir çalıştay gerçekleştirildi. “Türk Halkının Kalp Sağlığı: TEKHARF Bilgilerinden Daha İyi Yararlanma Çalıştayı”nda, çalışmanın yürütücüleri Prof. Dr. Altan Onat ile Prof. Dr. Gülay Hergenç’in yanı sıra alanının önde gelen akademisyenlerinden Çetin Erol, Aytekin Oğuz, Temel Yılmaz, Lale Tokgözoğlu, Hüsniye Yüksel, Hüseyin Uyarel ile Mehmet Ağırbaşlı konuşmacı olarak yer aldı.

Ülkemizde metabolik sendrom, diyabet ve koroner hastalığın yaygınlığından sigaranın yangı faydaları gibi tartışma yaratan konulara geniş bir yelpazede yapılan çalıştayın ardından Prof. Dr. Onat ile söyleştik. Prof. Dr. Onat, Türkiye’de bu kadar uzun soluklu bir araştırmanın zorluklarına değindi.

ÖNCELİKLE TEKHARF ÇALIŞMASINDAN BAHSEDER MİSİNİZ?

TEKHARF çalışmasının başlatıldığı 1990 yılına kadar ülkemizde, kalp-damar hastalıkları ve risk faktörleri üzerine Türkiye genelini kapsayacak ne bir araştırma ne de güvenilir veri vardı. Bu eksikliği gidermek yani ülkemizdeki erişkinlerin kalp sağlığı hakkında bilgi edinmek, bizde kalp hastalıklarına neden olan etmenler ile bunların birbiriyle ilişkilerini araştırmak ve sonuçlarını yurtdışında bilinen etmenlerle karşılaştırmak amacıyla TKD İnceleme Grubu, 1990’da Sağlık Bakanlığı’nın lojistik desteğiyle bir tarama yaptı. Türkiye’de ilk kez gerçek örnekleme yöntemiyle yapılan bu tarama kapsamında 3687 kişi muayeneden geçirildi.

TEKHARF ilk başta kesitlemesine bir tarama olarak öngörülmüştü ancak zaman içerisinde ortaya koyduğu sistemli ve tutarlı verilerle uzunlamasına bir taramaya dönüştürüldü. 1994-1995, 1997-1998 yazlarında, 2000 yazı başında, 2001-2002, 2003-2004, 2005-2006 ve 2007-2008 yazlarında tüm coğrafi bölgelerimizde takip taramaları gerçekleştirildi. Ölüm ve kayıpları kısmen gidermek amacıyla 1997-1998 taramasında 735 kişi, 2002-2003’te 487 kişi ve son izlemede de 347 kişi rastgele yöntemle yeni kohort olarak alındı.

Her sene yurdun bir bölümünü tarama suretiyle gerçekleştirilen çalışmamız kapsamında, gelecek Ekim ayında, İç Anadolu ve Marmara bölgelerinde toplam 1680 kişi muayeneden geçirilecek. Tabii Türkiye gibi göç hareketleri çok olan bir ülkede, bu denli uzun soluklu bir tarama çalışması yapmanın nice zorluğu oldu, halen de oluyor. Öte yandan, ülkemizde hiçbir alanda bu çalışmanın bir benzerinin mevcut olmadığı da ayrı bir gerçektir…

PEKİYİ, ÇALIŞTAY NE AMAÇLA DÜZENLENDİ; SİZCE HEDEFİNE ULAŞTI MI?

TEKHARF kapsamında ürettiğimiz bilgiler ve bunların önemi zaman içerisinde giderek arttı. Başlangıçta salt risk faktörlerini belirleme söz konusuyken, 19 yıllık zaman zarfında -mesela birtakım proteinlerin koruyuculuğu gibi- çok daha derin ayrıntılar üzerinde çalışmalar yaptık. Özellikle son iki yılda ortaya koyduğumuz veriler, halkımızın kalp hastalıklarıyla metabolik hastalıklara yakalanma sıklığını ciddi derecede artıran kalp sağlığı kusurlarına işaret ediyor. Dünyada sadece bizde gösterilmiş olan bu durumu düzelterek, çok önemli derecede sağlık artışları yahut daha geç hastalanma/ölme gibi olumlu sonuçlara ulaşabiliriz.
Bu bağlamda, halkımızın kalp sağlığında belirlediğimiz bu çarpıcı kusurları, alanının ileri gelenleriyle paylaşmak istedik. Zira bu bilgilerden yararlanılabilmesi için bunların öncelikle Sağlık Bakanlığı ve ilgili derneklerin yetkilileriyle paylaşılması, değerlendirilip geliştirilmesi ve sonrasında da hekimler aracılığıyla halka aktarılması gerekiyor. İyi bir şekilde planlanıp uygulamaya konulduğu takdirde, TEKHARF bilgilerinin üç-beş sene gibi kısa bir zaman içerisinde halka yararlı bir aşamaya geleceğine inanıyorum. Ancak bence çalıştay ne yazık ki istenilen sonuca ulaşamadı; tıbba ülkemizden çıkan katkılara karşı geleneksel güvensizlik ve kendine güven eksikliği, protein kusuru konusu üzerinde durup toplum için yarara dönüştürmeye yönelmeyi önledi.

SÖZÜNÜ ETTİĞİNİZ KUSURLAR NELERDİR?

HDL parçacığı ve üzerinde bulunan A-I ve A-II apoproteinleri ile koruyucu adiponektin hormonu, aşırı yangı/oksidasyon sürecinde koruyucu fonksiyonunu ya kısmen ya da tamamen yitiriyor. Bu kusurlar, ülkemizde kadınlarda koroner kalp hastalığı; erkeklerde de diyabetten korunma alanıyla sınırlı. Bugüne kadar apo A-I’in vücutta yüksek düzeyde bulunmasının olumlu olduğu düşünülürdü. Ancak TEKHARF çalışması, Türkiye’de bu durumun her iki cinste de diyabete yol açabildiğini; apo A-II yüksekliğinin de metabolik sendrom ile diyabete eğilime neden olabildiğini ortaya koydu. Öte yandan, apo C-III’ün HDL dışında oturanının metabolik zarar yarattığı bir gerçek; HDL üzerindeki de koruyucu olarak bilinir. Ancak takiplerimiz sonucu, bunun da işlevsel kusur gösterip diyabetin başlıca kolaylaştırıcısı olabildiğini ve ülkemizde kimi kadınları diyabete sürükleyen başlıca etmen olduğunu tespit ettik.

SİZCE BUNLAR HANGİ FAKTÖRLERLE İLİŞKİLİ?

Bu kusurların neyle ilişkili olduğu henüz kesin bilinmemekle birlikte ben şişmanlıktan, özellikle de göbeklilikten ileri geldiğini düşünüyorum. Zira şişmanlık, yangıyı üreten en önemli doku yani yağ dokusu. Ayrıca insülin direnci de bunda rol oynuyor olabilir. Dolayısıyla koruyuculuğunun yanı sıra hastalık yaratan bir olay olan yangı, proteinlerin kusurlu işlemesine yol açabiliyor. Bu bağlamda, yangının kardiyometabolik hastalıklardaki rolü bizde, özellikle de kadınlarda Batılılara nazaran çok daha önem taşıyor. Ülkemizdeki orta ve ileri yaştaki şişman kadınlar açısından bu yangı ortamında sigaranın da etkisi değişiyor.

BURADA NASIL BİR DEĞİŞİM SÖZ KONUSU?

TEKHARF çalışmasında, kadınlarda yangı sürecini önlemede sigara içiciliğinin küçümsenmeyecek rolü olduğunu belirledik. Sigara aslen yangıyı artırır ama Türkiye’de çalışmamıza katılan kişilerde, özellikle de kadınlarda büsbütün azalttığını ortaya koyduk. Zira sigara tüketimi şişmanlığa eğilimi azaltıyor. Düşük düzeyli yangının esas kaynağının depolanmış yağ kitlesi olduğunu göz önüne aldığımızda; sigara, kanda kompleman C3 düzeyini düşürerek ve CRP seviyesini erkekten farklı olarak etkilememek suretiyle yangıyı azaltıyor. Sigaranın ayrıca kan basıncı üzerine olumlu etkisi var; metabolik sendrom ile diyabet gelişme riskini yarıya yakın, koroner hastalık riskini ise içmeyenlere göre % 5-10 kadar azaltıyor.

BU, SİGARAYI OLUMLAYAN BİR TAVSİYE Mİ?

Hayır, bu bir sigara içme tavsiyesi değil. Çalıştayda da ifade ettim; erkeklerin sigara içmemesi tavsiye edilmeli, sigara içmeye eğilimi olan kadınlar ise serbest bırakılmalı. Sigara içiciliği sayesinde obez düzeye girmeyen kadınları içmeye ne teşvik edelim, ne de onları önleyelim. Zira önlersek ellerindeki bir silahı almış oluruz. İçicilik karşılığında başa gelebilecek olan zarar, hafifçe daha büyük yararla dengeleniyor.

PEKİYİ, SİZCE SORUN NE BOYUTTA?

TEKHARF çalışması hak ettiği ilgiyi henüz göremedi. Ama sağlık sorununun ne korkunç bir boyutta olduğunu hâlihazırda ortaya koymuş bulunuyoruz: TEKHARF kapsamında katılımcılarda Framingham risk denklemini uygulayıp, belirlenen skor dilimlerine göre beklenen koroner kalp hastalığı gelişmesini gözlemlenen sayı ile karşılaştırdık. Geleneksel risk faktörlerine göre beklenen kalp-damar hastalığına kıyasla Türk erkeğinde iki kattan fazla, Türk kadınında da iki-üç kat olay gözlemlendi. Buna dayanarak, yangı sonucu gelişmiş protein işlev kusurlarının, tutucu bir tahminle yılda yaklaşık 100 bini aşkın vatandaşımızı koroner kalp hastalığına sürüklediği söylenebilir.

PROF. DR. ALTAN ONAT

Yayınlanma: 12.9.2009 | Görüntülenme: 9461
    Yorum Abonelik
    Oyla!
    Yorum Yaz
    Yorumlar:
    hemsirehayriye 5.12.2014 23:55:10
    2014 Hemşirelik mezunuyum kayseri ilinde ASE olarak calismak istiyorum .
    İlgilenen aile hekimlerinin ulasmasini bekliyorum.
    Not : Taşrada da calisirim.
    İletişim : 05536053678
    Tesekkurler
    Etiket Ekle
    Etiket:

    Kullanıcı:
    Parola:
    Yeni Üyelik Parola Hatırlat

    Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası



    radyo dinle aşı takvimi podcast tips blog video blog kongre online dinle peaceful videos music videos blog klip şarkı sözü lyrics videos ilahi ezgi dinle