Perinatal Depresyon

Anne BUIST*  Elif Uzun ATA**

*Professor of Women’s Mental Health, University of Melbourne, Austin Health and Northpark Private Hospital, Melbourne
**Çeviri:Dr.Elif Uzun ATA
Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi,Sıhhiye/ANKARA

GİRİŞ

Postnatal döneme kadar fark edilemez ise de, sıklıkla antenatal olarak başladığı için postnatal depresyonun aslında perinatal depresyon olarak adlandırılması daha uygundur. Yaygın bir problemdir; kadınların %30’u hafif uyum problemleri ve anksiyete semptomlarına sahipken %15’i anksiyeteyle beraber ciddi duygulanım bozukluklarından muzdariptirler. Kadınlar yardım istemek konusunda isteksizdirler, fakat erken tanı ve müdahale geç komplikasyonları azaltmak için çok önemlidir. Bu komplikasyonlar, intihar, kronik depresyon ve evlilik içi sorunlar, ve çocukta kognitif(öğrenme-kavrama), duygulanım ve davranış bozukluklarıdır.

TANI
Kadınlar önceden depresyon geçirmemişler ise, perinatal dönemdeki bu semptomları çok nadiren fark ediyerler. Çoğunlukla da bu ilk atakları olup, olumlu bir bekleyiş içindeyken, onlar için beklenmedik bir şey olur. Antenatal dönemde hamilelik, bebek doğduktan sonra her şey düzelecek varsayımı üzerine oturur. Geçmişte, hamilelik ruh hastalıklarına ve intihara karşı koruyucu olarak biliniyordu, fakat durum böyle değildir. Sadece hamilelik döneminde ruh hastalığı tanısı koyma ihtimali daha düşüktür. Postnatal dönemde, kadınların, en azından kendisi için, yardım talep etmemelerinin birçok nedeni vardır. Bunlar arasında; depresyondan daha belirgin anksiyetenin olması, postnatal depresyonun bir şekilde çocuğu istememe veya kötü bir anne olmakla ilişkillendirilmesi ve depresyon damgası korkusu sayılabilir.
Kadınlar kendileri için değil bebekleri için yardım arayışında olurlar. Anne-bebek üniteleri ve destek merkezlerindeki uzun bekleme sırası, bebeklerinin uyku ve beslenme problemlerinin anneler tarafından çok ciddi problem olarak algılanmasının göstergesidir. Bazı vakalarda birincil problem bu olsa da, sıklıkla bu, annenin reaksiyonu, beklentilerinin gerçekçi olmaması ve kendisinin altta yatan anksiyete ve depresyonudur.
Depresyonun saptanmasındaki anahtar faktör, özellikle risk (1). taşıyan kadınların durumlarına şüpheci yaklaşmaktır. Aslında ideal olanı, riskin hamilelik döneminde saptanmasıdır. Özellikle önceden perinatal depresyon veya psikoz geçiren kadınlar gelecekteki gebeliklerinde de tekrar bir atak geçirme riski altındadırlar. Edinburgh Postnatal Depresyon Skalası gibi ölçümlerle depresyonun taranması da faydalı olabilir. Bir çok antenatal klinik ve ana-çocuk sağlığı hemşiresi tarama yapmakta ve skoru yüksek ( >12) olan kadınlara da doktora gitmelerini tavsiye etmektedir. Uyum bozuklukları olanlar da depresyona benzer semptomlar gösterebilirler, ancak ara iyi dönemlerin olması ve daha az sıklıkta ve şiddetteki semptomlar ile geleceğe pozitif bakabiliyor olmalarıyla ayrılırlar. Bu bozukluklar genellikle üç ayda düzelir.
Depresyonlu kadınlarda semptomlar iki haftadan daha fazla sürmektedir. Genel olarak şikayetleri, aşırı gerginlik (sıklıkla bebek ve annelik kabiliyetiyle alakalıdır), her şeye ağlama, kolaylıkla çileden çıkma ve en ufak ev işlerini yaparken bile zorlanmalarıdır. Bölünmüş uyku ve emzirmeden kaynaklanmayan fiziksel bulgular (uykusuzluk, iştahta değişme) da daha ciddi bir durumun işaretidir. Semptomların şiddeti ve kadınların hayatına olan etkileri, tedaviye olan ihtiyacın en iyi göstergesidir.

1.Kutu
Perinatal depresyonun risk faktörleri
Yüksek riskle sıkı ilişkisi olanlar
Gebelikte depresyon
Davranış bozukluğu hikayesi
Ailede davranış bozukluğu hikayesi
Destek eksikliği- eş, anne
Bir çok stresin varlığı

Yüksek riskle biraz ilişkisi olanlar
Mükemmeliyetçi karakter
Düşük sosyo-ekonomik seviye
Aborjinler ve Torres Strait adası sakinleri

Çocuk istismarı hikayesi
Depresyon daha nadir olan postpartum psikozdan ayrıt edilmelidir. Bu psikoz, genellikle doğumdan sonraki ilk haftalarda konfüzyon, dramatik ruh hali veya psikoz semptomlarıyla orta çıkar ve acil müdahale ve hastanede tedavisi gerektirir. Bütün vakalarda, eğer anne ve bebekten herhangi birinin güvenliği risk altında ise uzman kontrolü veya koruma hizmetleri gerekli olabilir. Depresyonlu kadınların çoğunluğunda bebek intiharı engelleyici bir faktördür, ama postpartum psikozlu olan kadınlar için bu geçerli değildir ve intihar en birincil ölüm nedenidir.

YAKLAŞIM
Kadınlar genellikle nasıl hissettiklerini açıklama konusunda isteksizdirler, ve bazen de özellikle doktorlara karşı, antidepresan verecekleri endişesi taşırlar. Sık sık çocuğunu çocuk hemşiresine veya pratisyen hekime getiren ve her zamanki hallerinden farklı görünen kadınlar kendi sağlıkları hakkında tekrar tekrar sorgulanmalıdırlar. Depresyon yerine normal “stres” hakkında konuşmak ve onların iyi bir anne olmasını sağlayacak yardımı almaya pozitif bakmalarını sağlamak, zamanla arada ki engelleri kaldırmaya yardım edebilir.

TEDAVİ
Postnatal depresyonlu bir çok kadın, en azından başlangıç döneminde, ilaçsız tedavi edilebilir. Kadının uzun süreli şiddetli semptomları olmadıkça psikososyal tedavi ile başlanması önerilir. Antidepressanlar, bir ilerleme gözlemlenmediği durumlarda bir seçenek olarak düşünülebilir. Postnatal depresyondaki deneyler sınırlı olmasına rağmen, kanıtlar antidepressanların tedavide rolü olduğu yönündedir,(2).
Tedavi konusunda alınan kararda, genelde belirleyici olan tanının doğru konulmasıdır; bu bir davranış bozukluğu mu yoksa bir majör depresyon mu? Ayrıca tedavi, kadına özel durumlar (2. kutuya bak) da dikkate alınarak şekillendirilmelidir. Reçete konusunda karar kadınla ve ideal olanı eşini de işin içine katarak beraber alınmalıdır. Bazı eşler destekleyici olmazlar ve kadın gebe ve emzikli iken ilaç kullanımı konusunda katı fikirlere sahip olabilirler.
2. Kutu
Perinatal depresyonda ne zaman antidepressan kullanılmalıdır?
Şiddetli ve çok sayıda semptom olması, özellikle biyolojik semptomlar (ör. Uyku ve iştah bozuklukları)
İnatçı semptomlar,
Psikososyal tedaviye cevabın yetersiz olduğu veya hiç olmadığı durumlar
Ücret, ulaşım veya diğer teknik nedenlerle psikosoyal tedavinin önerilemediği durumlar
İlaçlı tedaviye iyi cevap alındığına dair pozitif aile veya geçmiş hikayesi
Kadının tercihi

PSİKOSOSYAL TEDAVİLER
Postpartum psikozda (muhtemelen bipolar bozuklukların bir varyantı) biyolojik bir etyoloji belirgin iken perinatal depresyon strese bir cevap olarak başlar ve bazılarında kişilik veya genetik olarak yatkınlık da mevcut olabilir. Etyolojiden bağımsız olarak sonuç mekanizma, ilaç tedavisine cevap veren biyolojik değişiklikler olsa da, stres ortadan kaldırılmadan, iyileşme büyük bir olasılıkla ya gecikir ya da hiç olmaz. Bir çok vakada, bebek büyüdükçe ve daha başa çıkılabilir hale geldikçe stres azalır ve hayat rutine geri döner. Kadınlar yeni hayatlarındaki değişikliklere alıştıkça, daha çok yardım edilebilir olmaktadırlar. Duygularını ve yaşadıkları tecrübelerini paylaşma ihtiyacı hissederler. Konular genellikle aynı olsa da, kadınlar arasında farklı tecrübeler olacaktır. Bazıları için, travmalı bir doğum problem olabilirken, diğerleri için kontrolü kaybetmek veya hayat tarzlarının değişmesi duyguları için çok belirleyici olabilir.
Terapi grupları etkili olabilir,(3); ancak yeni anne olanların gruplarında, çevrelerindeki “normal” annelerle kendilerini karşılaştırıp başarısızlık hissedebilecekleri için depresyonu olan kadınlarda bu gruplar ters etki yapabilir. Mükemmel olma ihtiyacı hisseden ve her zaman çocuğuna odaklanan depresyonlu kadınların ortak olan bu tür gerginliklerine yönelik özel gruplar oluşturulabilir ve bebekleriyle olan ilişkilerine odaklanılabilir. Hem ebeveynliğe hazırlıkta hem de eş psikolojisini ve aralarındaki ilişkiyi önemli derecede etkileyebilecek olan kadının depresyonuyla başa çıkmada yardımcı olunabilmesi amacıyla birçok grup bazı seanslarda eşi de davet eder.
Mevcut destekleri araştırıp bulmak ve onları geliştirmek çok önemlidir. Kendileri için biraz rahat nefes almaya amansız ihtiyacı olan ama suçluluk duygusundan yapamayan kadınlara çocuk bakımının sağlanması sıklıkla çok anlam ifade eder. Eğer destek olan kişi anne veya eşi ise; ve ilişkileri de problem ise, bu problemin ortadan kaldırılması da önemlidir. Niyet iyi olsa bile ek stres oluşturuyorsa destek olmaktan çıkar.
Daha fazla araştırma gerekiyor ise de, spesifik kognitif davranış veya kişilikler arası stratejilerin geliştirilmesi kişiye özgü yaklaşımlarda faydalı olabilir,(4). Bir psikiyatra yönlendirmeyi düşünmek önemli olabilir. Gevşeme, yoga ve meditasyon da faydalıdır, ancak bunları pratikte uygulamaya koymak kadın için zor olabilir. İnternet kaynaklı tedaviler de yararlı olabilir, mesela Klinik tedavi merkezi gibi (www.cci.health.wa.gov.au)

HAMİLELİKTE ANTİDEPRESSANLAR
Gebelikte antidepresanlara bağlı riskler,(5.6), vardır, fakat büyük oranda bilinmeyen ve rölatif olarak az görünen bu riskleri, depresyonu tedavi etmemenin riskleriyle dengelemek önemlidir.Gebelikte anksiyete ve depresyon fetüsü de etkileyebilir, örneğin doğumdaki yüksek kortizol konsantrasyonu 10 yıl boyunca kalabilir,(7). Depresif kadın aynı zamanda sigara içmeye daha çok meyillidir, beslenmesine dikkat etmez ve intihar riski taşır.
LAKTASYONDA ANTİDEPRESSANLAR
Antidepresanların emzirme döneminde alınmasından kaynaklanan zararlı etkileri ve yararları karşısında her bir kadın için yarar-zarar dengesi gözetilmelidir,(6.8).. Bazı kadınlar için, emzirmeyi bırakmak rahatlatıcı olabilir, özellikle de anksiyete anne sütünü azalttığında veya bebek bakımı sürdürülemez hale geldiğinde. Anne sütünde biriken venflaxine hariç antidepresanların riskleri oldukça düşük gözükmektedir. Küçük, prematüre ve durumu iyi olmayan bebeklerin riski daha fazla olabilir ve anne sütündeki ilaçların bilinmeyen yan etkileri de olabilir.

ANNE-BEBEK ETKİLEŞİMİ
Şu anda maternal depresyonla çocukların akıl sağlığında gerilik riskinin artması üzerine çok fazla yayın bulunmamaktadır.(9, 10). Bu ilişkinin varlığı net olmakla beraber, ilişki tam olarak doğru orantılı değildir; ve annenin, anneliği, çocukla olan ilişkisi ve sosyal çevresi kadar genler ve gebelikteki hormonlar yoluyla biyolojik etkenler de işin içindedir.
Araştırma, depresyon tedavisinin tek başına anne-bebek ilişkisinde bir değişiklik oluşturmadığını öne sürmektedir. Depresif ve gergin kadınlar, iyi anne olmak istememekten ziyade onların hastalıkları ve kendi bağ kurma-ilişki deneyimleri bunu engellemekte, ve onları daha az sorumlu veya aşırı müdahaleci veya tutarsız yapmaktadır. Erken tedavi önemlidir; çünkü hayatın ilk bir yılı içinde bebeğin oluşturduğu ilişki, kurduğu bağ bütün hayatı boyunca kuracağı ilişkilerde temel oluşturmaktadır.(11)
Pratisyen hekimler anne-bebek ilişkisini izleyip takip edebilirler. Eğer bir şeyden şüphelenirlerse, anneyle anne olmayla ilgili duygu ve deneyimleri üzerine konuşabilirler. Bu tür konularda, anne için kolaylaştırma yollarını önermek bebek için de daha iyi olacaktır. Diyagramlarla çocuğun ihtiyaçlarını gösteren “güven döngüsü” bu adresten indirilebilir (www.circleofsecurity.org) ve anne tarafından kullanılabilir. Küçük bir bebeğin ihtiyaçlarını göstermenin ve anne ile faydalı bir iletişim kurmanın basit bir yoludur. Bebeğin bakımına yardımcı olabilecek birilerinin olup olmadığını düşünmek gerekir. Eğer anne iyice içine kapanmışsa, eş veya anneyle iletişime geçip bebeğe uyaran vermenin önemi vurgulanmalıdır. Bu çok dikkat çekmiyor olsa da bebeklerin kendi esneklikleri olduğunu da hatırda tutmak önemlidir. Bu esnekliği arttıracak herhangi bir şey, bebek için sonuçların daha iyi olmasını sağlayabilir.

NE ZAMAN SEVK EDİLMELİ?
Perinatal depresyonu olan kadınların çoğunun tedavisi birinci basamak sağlık merkezlerinde yapılabilir ise de, ciddi vakaların birçoğunun sevki düşünülmelidir. Öncelikle, ciddi riskler söz konusu ise, sağlık hizmetinin mevcudiyetine ve protokol sırasına bağlı olarak psikiyatri hastanesine, kriz ekibi veya ebeveyn-bebek ünitesine sevk beklenmeden yapılmalıdır.
İlaçla tedavi, gebelik ve emzirmede düşündürüyor ve endişe veriyor ise bu alanda uzmanlaşmış bir psikiyatr görüşü çok faydalı olabilir.
Kadın psikososyal tedavi ve tekli antidepresana cevap vermediğinde veya tedaviye uyumu olmadığında bir tedavi planı (medicare madde 291) için psikiyatra sevki düşünülmelidir. Bu örnekte ve anksiyetenin belirgin olduğu durumlarda psikolog yardımı da faydalı olabilir.
Başka hastalıkları olan kadınlarda, anne-bebek etkileşimindeki ciddi bozukluk hallerinde ve annenin çocukluk dönemi sorunları ve kişilik faktörlerinin, mevcut durumu ve prognozu etkilediği durumlarda değerlendirme veya uygulanmakta olan tedavi için ikinci bir görüş istenmelidir.

SONUÇ
Perinatal duygulanım ve anksiyete problemleri yaygındır ve anne ve bebeği için uzun dönemli negatif sonuçlar doğurma potansiyeli de taşımaktadır. Bu konudaki kanıtlar sınırlı olmasına rağmen, ilaç tedavisi, kognitif davranışsal ve kişilikler arası stratejiler ve destek yaklaşımları kullanılabilir. Hastanın, bebeğinin ve risk faktörlerinin dikkatli değerlendirilmesiyle erken tanı; kadının depresyon teşhisini anlaması ve kabul etmesindeki zorlukların farkında olunması; ve bebekle ilgili özel durumlar; bütün bunlar perinatal dönemdeki kadınların tedavisinde dikkate alınması gereken durumlardır

Kaynaklar:

  1. Cox JL, Holden JM, Sagovsky R. Detection of postnatal
    depression: development of the 10-item Edinburgh Postnatal
    Depression Scale. Br J Psychiatry 1987;150:782-6. 
  2. Dennis CL, Stewart DE. Treatment of postpartum depression,
    Part 1: a critical review of biological interventions.
    J Clin Psychiatry 2004;65:1242-51.
  3. Meager I, Milgrom J. Group treatment for postpartum
    depression: a pilot study. Aust N Z J Psychiatry 1996;
    30:852-60.
  4. Dennis CL. Treatment of postpartum depression,
    Part 2: a critical review of nonbiological interventions.
    J Clin Psychiatry 2004;65:1252-65.
  5. Kalra S, Born L, Sarkar M, Einarson A. The safety of
    antidepressant use in pregnancy. Expert Opin Drug Saf
    2005;4:273-84.
  6. Sved Williams A. Antidepressants in pregnancy and
    breastfeeding. Aust Prescr 2007;30:125-7.
  7. O’Connor TG, Ben-Shlomo Y, Heron J, Golding J, Adams D,
    Glover V. Prenatal anxiety predicts individual differences
    in cortisol in pre-adolescent children. Biol Psychiatry
    2005;58:211-17.
  8. Eberhard-Gran M, Eskild A, Opjordsmoen S. Use of
    psychotropic medications in treating mood disorders
    during lactation: practical recommendations. CNS Drugs
    2006;20:187-98.
  9. Murray L, Cooper P. Effects of postnatal depression on infant
    development. Arch Dis Child 1997;77:99-101.
  10. Murray L, Cooper PJ. Postpartum depression and child
    development. Psychol Med 1997;27:253-60.
  11. Berlin LJ, Ziv Y, Amaya-Jackson LM, Greenberg MT, editors.
    Enhancing early attachments: theory, research, intervention,
    and policy. New York: Guilford Press; 2005.
Yayınlanma: 29.7.2010 | Görüntülenme: 4001
    Yorum Abonelik
    Oyla!
    Etiket Ekle
    Etiket:

    Kullanıcı:
    Parola:
    Yeni Üyelik Parola Hatırlat

    Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası



    radyo dinle aşı takvimi podcast tips blog video blog kongre online dinle peaceful videos music videos blog klip şarkı sözü lyrics videos ilahi ezgi dinle