Aile Hekimliği Disiplininin “Olmazsa Olmaz”larından Biri: Sürekli Bakım: Neden, Nasıl, Nereye Kadar?

Dr. Dilek Kuşaslan Avcı (Arş. Gör. Dr., Van Yüzüncü Yıl Üniv. Tıp Fakültesi Aile Hekimliği AD)

Sürekli bakım aile hekimliğinin olmazsa olmazlarından biridir, diğer disiplinler arasında özgün olmasını sağlayan en temel öğe-lerindendir. Sürekliliğin çıkış noktası ?hastanın /bireyin sorumluluğunu alma? gerekliliğinden ve felsefesinden kaynaklanır. Diyabet kliniğinde bir hekim, bir diyabet hastasına 20 yıl bakabillir. Bizim istediğimiz bu değildir. Aile hekimliğindeki süreklilik, konu ne olursa olsun, sağlık ve hastalıkla ilgili her türlü bireysel yaklaşımda ödün verilmemesi gereken temel bir sorumluluktur. Hastalar değişik yakınmalarla ya da tek bir yakınmayla farklı doktorlara gidip farklı reçeteler alabilir, bunların kontrolünü yine farklı doktorlar yapabilir, doktor doktor dolaşan ama hiçbir sonuç alamamaktan yakınan ve sonunda doktora gitmekten vazgeçen pek çok hastayla günlük pratiğimizde karşılaşmamız mümkündür. Hastayı ilk başvuru noktası olarak değerlendiren, gereklilik varsa onu gerekli uzmanlık alanlarına yönlendiren, oradan gelen sonuçları hastanın kendisinde bulunan dosyasına kaydeden, hastanın sağlığıyla ilgili kararlarda hastayla birlikte sorumluluğu üstlenen bir hekimdir aile hekimi.

Örneğin aile hekimi olduğunuz ve 15 yıldır izlediğiniz Ahmet Bey, akşam sizi acilden arar. Kendisine üriner enfeksiyon tanısı konduğunu, sefalos-porin grubu bir ilaç verildiğini söyler, kullanayım mı diye size danışır. Ahmet Bey' in sağlık kayıtlarına bakarsınız ve pensilin alerjisi olduğunu görürsünüz, çapraz reaksiyon olabileceğini düşünerek önerilen ilacı kullanmaması gerektiğini söylersiniz. Bunu söyleyebilecek tek hekim, onu SÜREKLİ izleyen, onun sağlık özgeçmişini çok iyi bilen bir hekimdir, aile hekimidir.

Bir başka örnek: Serap Hanım. Uzun süredir devam eden bel ağrıları vardır. Farklı kurumlarda, devlet ya da özel ayırımı yapmaksızın çeşitli uzmanlık dallarından farklı hekimlere muayene olmuş, film çektirmiştir. Bunları, bel ağrısının ilgili olabileceğini düşündüğü uzmanlık alanlarına giderek, yani DANIŞACAK ve onun öz-geçmişini çok iyi bilen bir hekim olmaksızın yapmıştır. Gittiği hekimler, doğal olarak hastayı kendi uzmanlık alanlarının bakış açısıyla değerlendirip bazı tetkikler istemişler, tedaviler önermişlerdir. Sonunda Serap Hanım-ın elinde 40-50 sayfalık bir tetkik, film ve reçete yığınından oluşan kişisel dosyası ve henüz tam olarak çözüm-lenmeyen bir bel ağrısı problemi kalmıştır. Başvurduğu hekimlerin değerlendirmelerini Serap hanımın bireysel özellikleri ve sağlık özgeçmişi ve sürekli kayıtlarında yer alan verilerle biyopsikososyal anlamda bir bütün olarak değerlendirecek, hangi alandan istenecek KONSULTASYONUN Serap Hanım için daha faydalı olabileceğine karar verebilecek , Serap Hanımdan SÜREKLİ SORUMLU bir hekimin bakış açısının eksik olduğu düşünülebilir. Yakınması ilk ortaya çıktığında ilk başvuru noktasının onu çok iyi tanıyan bir Aile Hekimi olması, Serap Hanımın bu kalın dosyasını oluşturan ve belki de hekimlerin birbirlerinden habersiz tekrar tekrar istedikleri bir çok tetkikten sadece gerçekten gerekli ve öncelikli olanların istenmesini sağlayabilecektir. Sürekli bakım görüldüğü gibi beraberinde sağlık kaynaklarının etkili kullanımı ile entegre ve koordineli hizmeti de getirmektedir. Ayrıca Serap Hanımın bel ağrısı ile ilgili olabilecek, ancak, hayatında ilk kez gördüğü bir hekim yerine onu çok uzun süredir SÜREKLİ izleyen bir hekime söylemeyi tercih edebileceği , ?bel ağrım şuna bağlı olabilir diye? gizli ve özel bulduğu bir nedeni paylaşabileceği düşünülürse, sürekli bakımın bir diğer avantajının da GİZLİLİK VE YAKINLIK anlamında paylaşım olduğunu söyleyebiliriz.

Yukarıdaki örneklerde de vurgulandığı gibi, sürekli bakımda esas olan hekimlerin bir makine parçası gibi birbirlerinin yerlerine geçemeyecekleridir. Hasta için ?Doktorum beni bilen kişidir? güvenini hissetmek çok önemlidir. Branşlaşmayla birlikte gelen pek çok gelişme, hekimler ve uzmanlık dalları arasında koordinasyonda bozulmaya, hastaların ortada kalmasına, tek elden bütüncül değerlendirme konusunda ciddi eksikliklere yol açmaya başla-mıştır. Hasta nöbet sırasında durumu hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir doktoru görmek zorunda kalabilir. Acillerde hasta doktoru ilk kez görür ve bir daha da muhtemelen hiç görmeyecektir.

Peki bir aile hekimi özel ve aile yaşamındaki doyumunu korurken, bir yandan da nasıl sürekli bakımı sağlayabilir? Bu konuda farklı düzenlemelerin uygulanması mümkündür: Örneğin hekim telefon numarasını güvenilir birkaç meslek-taşıyla paylaşabilir. Öğrenciler ve hekimler bazen sürekli bakımın kişisel ve ailesel yaşamı olumsuz etkileyeceğini düşünebilirler. Hekim için özel yaşamını harcayarak kendisini işlerine adaması iki ucu keskin bir bıçak gibidir. Bu durumda iki uç durumdan kaçınmayı başarmak gerekir. Hekimin hastaya hastanın hekime patolojik anlamda bağımlı (adanmış) hale gelmesi, ya da diğer bir uç, kendisini ulaşılmaz kılan, hastalarıyla iletişimi zayıf/kopuk bir aile hekimi haline dönüşme. Sürekli bakım verirken bu iki uca gitmeden stan-dardize, hasta ve hekimi doyurucu bir hizmet kalitesini yakalayabilmek önem taşır.

Teknolojinin ilerlemesi ve insan emeğinin yerini yüksek teknolojinin alması ürünlerin standardizasyonu sonucunu da birlikte getirmiştir. Modern teknoloji ve sanayi çağında üretilen ürün işçiden hiç bir şey taşımaz, kendini açıklama fırsatına hiç sahip olamaz ya da çok az sahip olur. Teknolojinin tüm amacı yüksek kalitede dayanıklı standart ürünler ortaya çıkarabil-mektir. Bu yüksek teknolojiye bağlı üretim sürecinde bir işçi diğerinin gerçekten yerini tutabilir. Tıpta teknolo-jinin etkileri düşünüldüğünde, belki yeni teknolojilerin insanları ağır işlerden kurtarmaları, konvansiyonel tanı yöntemlerinin yerini modern yöntemlere bırakması şeklinde örnekler getirilebilir. Ancak tıpta standar-dizasyon sınırlıdır. Çünkü insan faktörü işin içindedir. İnsan faktörü ele alındığında, örneğin terminal dönemde evde bakım gerektiren bir hastada, ya da kronik izlem gerektiren durumlarda hasta için hekim sürecin değişebilir bir parçası değildir. Eğer biz bu yaklaşımla tedavi etmeye kalkarsak, kişi ya da toplum bize bir?profesyonel? değil, ?işçisiymişiz? gibi davranır. Sürekli bakımdan ve gerekliliği noktasından uzak-laştıkça, kendimizi hastalardan çektikçe, bilgilerimizi güncelleme gerekliliğinin gerekçelerinden kendimizi arındırmaya çalıştıkça, belki işimiz kolaylaşır, iş yükümüz belki başlangıçta azalmış gibi görünebilir, ancak profesyonel yaşamımızda daha az doyumlu ha-le geliriz ve tıbbın bize verebileceği deneyimin derinliğinden de büyük oranda mahrum kalırız.

Çoğumuz üstün olma duygusunun değer olarak kabul edildiği toplumlarda yaşıyoruz. Hekim olma kararı verirken, bir aile hekimi denge ve bütünlüğün lehine tek taraflı gelişmeyi reddeder. Bunun da bir bedeli vardır: Dengesiz toplumlarda tanınmama ve üstünlüğün özel yeteneklere tercih edilmesi. Fakat kişisel ödül büyüktür: ? Her aile hekimi kendi içinde bir bütündür ve özgündür ve Mumford'ın dediği gibi iyi bir aile hekimi diğer insanların isteklerini ve ihtiyaçlarını anlayıp sorumluluğunu almada yetkindir?


 Kaynaklar
 

1- AİLE HEKİMLİĞİ I . Korkut F,Gorpelioğlu S. 1994. Arı Tıp Yayıncılık, Fon Matbaası Ankara.

2- McWhinney I. Textbook of Family Medicine.


Aile Hekimliği Dergisi'nden izin alınarak yayınlanmıştır.

Yayınlanma: 4.4.2007 | Görüntülenme: 9948
    Yorum Abonelik
    Oyla!
    Yorum Yaz
    Yorumlar:
    7.4.2010 18:15:36
    2007 yılındaki arkadaşa cevap Eğer hala aynı düşünüyorsa
    üstteki yorumu yapan arkadaşın eğitim durumunu ve türkiyede kaç tane na sayıda  kronik hastalık olduğunu konusundaki fikrini  ve en önemlisi biraz ingilizce öğrenip Dünyada neler olduğu öğrenmesini salık veriyorum
    Yıl:2010 saygılarımal
    doktor112 21.11.2007 14:13:12
    insanlar şuan en modern hastehanelerde uzman hekimlerin tanılarına dahi güvenemezken saglık ocagında bir tansiyon aleti-steteskop ile konacak tanılara nasıl güvenecek.şuan özel hastehane furyasından sevk nasıl etkilenecek.bence tüm bunlar bir hayel ürünü üzerinde gitmektesiniz.siz şahsınıza çocugunuzu çocuk uzmanınamı? yoksa aile hekiminizemi?muayene ettirirsiniz.şuanda hikayeler bol.hekimlerimizde 1500-2000ytl maaş farkı oluşuyor diye balıklama dalıyor olayada sonuç hüsran olacak bence.
    Etiket Ekle
    Etiket:

    Kullanıcı:
    Parola:
    Yeni Üyelik Parola Hatırlat

    Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası



    radyo dinle aşı takvimi podcast tips blog video blog kongre online dinle peaceful videos music videos blog klip şarkı sözü lyrics videos ilahi ezgi dinle