Bir Aile Ziyareti Örneği
Bir Aile Ziyareti Örneği

Aile, bütün toplumlarda en yakın sosyal çevreyi oluşturmaktadır. Bu nedenle aile, üyelerinin fiziksel ve mental sağlığı üzerinde çok önemli etkilere sahiptir ve sağlığa yönelik inançlar, sağlık davranışları, stres ve duygusal destek açısından ilk kaynaktır. Aile yapısı ve aile içi etkileşim, hem sorun yaratıcı hem de sorun çözücü özelliğe ve güce sahiptir. Aile üyeleri, hastanın hekim seçimini, tedavi beklentilerini ve hastalığıyla ilgili tanı ve tedavi uygulamalarına yaklaşımını da etkilerler. Hekim muayene odasında tanı koyar ve ilaç yazar. Ancak tıbbi tedavi genellikle evde, aile ortamında gerçekleşir. Hastane tedavisi söz konusu olduğunda bile hastanedeki kısa süren akut bakımdan sonra, sürekli bakım ve iyileşme evde tamamlanmaktadır. Sonuç olarak hastayı ailenin etki alanının dışında düşünmek olası değildir.

Aileyi oluşturan bireyler birbirini tamamlayan fonksiyonel bir bütünün parçalarıdır. Bir başka ifadeyle aile, bireyler topluluğundan fazlasıdır. Dolayısıyla aile üyelerinin semptom, düşünce ve davranışlarını bireysel olarak değerlendirmekten ziyade aile bağlamında ele almak daha iyi sonuç verir. Sağlık hizmetinde aile odaklı yaklaşım biyopsikososyal modele dayanmaktadır. Bu modelin esasını biyolojik etkiler, kişiler arası ilişkiler ve sosyal faktörlerin etkileşimi oluşturur.

Yazımızda, anabilim dalımıza rotasyona gelen tıp fakültesi son sınıf öğrencileri ve aile hekimliği asistanları tarafından yapılan aile sunumlarından biri örnek olarak verilerek, aile hekimliği uygulamalarında ve eğitiminde, aile ziyaretlerinin önemine ve eğitime katkılarına dikkat çekilmek istenmiştir. Sunum ve yayın için ailenin izni alınmıştır.

Ziyaret tarihi ve adresi:

07.02.2007 A. Mahallesi / ADANA

Aile bireylerinin kimlik bilgileri

Anne F.İ.: 37 yaşında. Ev kadını, iki çocuğuyla yaşıyor. İlkokul mezunu. Eşi (dayısının oğlu) ile 11 yıldır evli. Eşi yaklaşık 7-8 yıldır çeşitli ülkelerde geçici işçi olarak çalışmış. Son bir yıldır da Ceza-yir'de çalışıyormuş. Çocuklarına hem annelik hem babalık yapmaya çalışan F.İ. kendine güvenen, iç görü sahibi ve farkındalığı yüksek bir kadın. Her-hangi bir sağlık güvencesi yok. Evlenmeden önce tarlada çalışmaya gidermiş. Daha sonra hiç çalış-mamış. Düşük gelir düzeyli bir aileden geliyor. Bili-nen bir sağlık sorunu yok. Sigara kullanmıyor. Eşi hepatit B taşıyıcısı olduğu için aşı yaptırmış.

Baba N.İ.: 37 yaşında, elektrikçi, sağlık gü-vencesi yok, hepatit B taşıyıcısı, talasemi taşıyıcısı, 2 paket/gün/20 yıl sigara içiyor. Yıllardır Kaza-kistan, Sibirya ve en son da Cezayir'de çalışan baba ile görüşemedim. Eşinin anlattığı kadarıyla biraz si-nirli, otoriter ve baskıcı bir baba olduğunu öğren-dim. Yaklaşık 6 ayda bir ay kalmaya geldiğinde; çocuklara bağırıyor, özellikle oğlanı dövdüğü oluyormuş. Çocuklar bu nedenle babalarının gitti-ğine çok da üzülmüyorlarmış. Hat-ta anneleri çocukların rahat bir ne-fes aldığını, özgürlüklerine kavuş-tuklarını söylüyor.

Birinci çocuk: M.İ.: 11 yaşın-da kız, ilköğretim 6. sınıf öğrencisi. Dersleri iyi (takdirname almış). Ev ziyaretim sırasında sömestr tatilin-deydi. Üst solunum yolu enfeksi-yonu geçiriyordu. Çekyatta uzan-mış televizyon izliyor ve sıkılı-yordu. Annesi sık sık televizyonun sesini kısmasını söylüyordu ama bir süre sonra, sanki annesini duymak istemediğinden, televizyo-nun sesini tekrar açıyordu. Herhan-gi bir şey sorduğumda oldukça is-teksiz cevap veriyordu. Apatik bir ifadesi vardı. Annesi hasta olduğu için böyle davrandığını söyledi. Ba-basını özleyip özlemediğini sordu-ğumda donuk bir şekilde babasının gittiğine üzülmediğini çünkü para kazanması gerek-tiğini bildiğini söyledi. 2001 yılında kısa süren bir kekemelik yakınması olmuş (psikojenik?). Uzun süre anemi nedeniyle tedavi olmuş ancak fayda görmemiş (Talasemi taşıyıcılığı?). Babasında da talasemi taşıyı-cılığı olduğu öğrenilmiş. Sosyal güvencesi yok.

İkinci çocuk: A.K.İ.: 9 yaşında erkek, Adana do-ğumlu, ilköğretim 3. sınıf öğrencisi, dersleri iyi (kar-nesinde hepsi pekiyi), öğretmeni biraz 'hiperaktif' olduğundan yakınıyormuş, bir hafta önce üst solu-num yolu enfeksiyonu geçirmiş. Öksürüğü halen de-vam etmekteymiş. Aile Hekimliği Merkezimize baş-vurmuşlar. Önerilen antibiyotik tedavisini kullan-mışlar. Evlerine gittiğimde dışarıda oynuyordu. Bili-nen bir hastalığı yok. Sosyal güvencesi yok.

Evlenmeden önce yurt içinde çeşitli şehirlerde çalı-şan N.İ., bir sokak ötede oturan halasının kızı F.İ.'nin “evini çekip çevirecek”, “çocuklarına iyi bir anne ola-bilecek” uygun bir aday olduğunu düşünerek evlen-mek istediğini söylemiş. F.İ. de çocukluğundan beri tanıdığı N.İ. ile çalıştığı, memleket gördüğü için daha görgülü olacağını düşünerek evlenmeyi kabul etmiş. 1995'de evlendikten sonra 20 Nisan 1996'da kızları M.İ., 14 Nisan 1998'de oğulları A.K.İ. doğmuş. Anne F.İ., evliliklerini kendisinin denenme süreci olarak algılıyor. Ona göre eşi sinirli davranarak, kendisini yıldırmaya çalışmış ama kendisi sabırlı olup ne olursa olsun saygıda kusur etmeyerek evliliğini kurtarmış. Hatta son gelişinde (6 ay önce) çocuk-lara bisiklet almış, sokakta beraber sürmüşler, on-lara istedikleri bir şey olup olmadığını sormuş, eşi-ne de yaptıkları ve sabrı için teşekkür etmiş. Bu de-ğişikliği de; eşinin artık kendilerine kötü davran-maktan yorulduğu ve sabrı ile onu yola getirdiği şeklinde yorumladı. Evlendikten sonra kayınpe-derinin (dayısının) iki katlı evinin üst katında yaşa-maya başlamışlar. Evliliklerinin ilk yıllarında geçici işlerde çalışan N.İ., çocukların doğumuyla artan ihtiyaçları görmezden geliyor, tam bir sorumsuz-luk örneği sergiliyormuş. Eşi para istediğinde, gidip annesinden almasını söylüyormuş. Alt katta oturan kayınpederi, kayınvalidesi ve evlenmemiş görümcesi (kendisinden iki yaş küçük) ile ikiye bölünmüş, üst katta yan tarafta yaşayan kayınbi-raderi ve eltisi ile oldukça iç içe ve sıkıntılı günler geçirmişler. Bütün bunlar yaşanırken 1999 yılında F.İ. babasını kalp krizi nedeniyle kaybetmiş. Beş kardeşin üçüncüsü olan F.İ., çocukluğundan beri sorumluluk almayı seven, kendisini daha çok annesine yakın hisseden, fakat ortanca çocuk olmanın sıkıntılarını da yaşayan bir evlat olmuş. Söylediğine göre en büyük kız, kız olduğundan; oğlanlar, oğlan çocuk kıymetli olduğundan; en küçük kız da ailenin en küçüğü olduğundan sevilirmiş. Kendisi ise ne zaman bir sorun çıksa, kardeşlerinin sıkıntısı olsa aileye yardımcı ve destek olmaya çalışırmış ama hep gözden kaçan ve unutulan evlat olmuş. Babasının ölümü ile kendisini iyice sahipsiz hisseden F.İ., kötü giden evliliği ve iki çocuğu ile çok zor günler geçirmiş. Bu dönemde intiharı bile düşündüğünü söylüyor. Bu arada çocuklarını kontrollere götürdüğü Aile Hekimliği Merkezi'nde çalışan doktorların kendisiyle ilgilendiklerini, bu zor döneminde ona güç verdiklerini teşekkür ederek anlattı. 2001-2002 yıllarına denk gelen bu dönemde uykusuzluk, hayattan zevk alamama, karamsarlık yakınmaları olmuş. Çocuklarında altını ıslatma, kızında kekemelik başlamış. Çocuklarının bu huzursuz or-tamdan bir süre de olsa uzaklaştırabilmek için okul idaresiyle görüşerek erken yaşta okula başlatmış. Kendisi de sık sık Aile Hekimliği Merkezi'ne başvu-rarak psikolojik yardım almayı sürdürmüş. Sanırım bu profesyonel görüşmelerin de yardımıyla benlik saygısını yeniden kazanmış, insanlara olan güveni artmış. Kendisinin deyimiyle sabrının ödülünü almış, eşi yurt dışında bir iş bulmuş ve evden ayrılmış. Bu ayrılık dönemlerinde, çocuklarına babalarını haklı göstermeye çalışıyor, kendileri için çalıştığını ve kazandığını yine çocuklarına gönderdiğini söylü-yormuş. Bazen çocuklara bir şeyler alır, babalarının gönderdiğini söyleyerek sevindirirmiş. Evleri sokak arasında iki katlı müstakil, önünde sofası var. Bahçe kapısından giriliyor ve yüksek duvarlarla çevrili. Sofa beton, teneke kutularda bir sürü çiçek ekmişler. Etrafta eski eşyalardan oluşan bir dağınıklık vardı. Girerken kayınpederi ile karşılaştık, bizi tanıştırdı. Dışarıdan merdivenle üst kata çıktık. Hemen çıkar çıkmaz yan tarafta bir bez perdeyle ayrılmış bölümde lavabo ve bir tahta kapı görünüyordu. Burasının tuvalet olduğunu söyledi. Evin dışında sayılmazdı ama kapısı ayrıydı. Aslında tek daire ikiye bölün-müştü. Eskiden kayınbiraderi ve eltisinin oturduğu yan daire yaklaşık 4 yıldır boşmuş. Kayınbiraderi eczacı kalfalığı yaparken uyuşturucu ve kanunsuz i-laç sattığı için hapse girmiş. Eltisi de eşinden boşa-narak annesinin evine yerleşmiş ve üç çocuğunu da Çocuk Esirgeme Kurumu'na vermiş. F.İ. bir an önce buradan taşınmak istiyormuş. Geçen yıl biriktir-dikleri parayla bir ev satın almışlar. Tadilat işleri biter bitmez taşınacaklarmış. Evin girişinde ayakkabılarını koydukları ters çevrilmiş eski kutular vardı. Dışarıya kadar uzanan çulun üzerinde ayakkabılarımızı çıkar-dık. Kapı tahtaydı ve aralıklardan soğuk gelmesin diye paket bantları ile boşlukları kapatmaya çalışmıştı. Kapının arkasında ceketler ve çocukların okul çantaları vardı. Sağda ve karşıda iki çekyat, bir de tekli koltuk vardı. Odanın sağa doğru devamında mutfak vardı ve yine bez bir perdeyle ayrılmıştı. O-dun sobası kullanıyorlar. Ev hiç güneş almıyor ve ol-dukça rutubetli görünüyordu. Karşıda yine küçük bir oda vardı, iki tek kişilik karyola ve bir de dolap var-dı, evde hayvan beslenmiyordu, anne ve iki çocuk so-banın yandığı girişteki çekyatlarda uyuyorlarmış.

Aile bireylerinin birbirlerine davranış ve ilişkilerinin düzeyi

Anne evin tüm sorumluluklarını üzerine almış durumda. Kendisini erkek gibi hissettiğini söylüyor. Aldıkları evin tadilat işleri için işçilerle pazarlık etmiş, onları kontrol ediyormuş. Eskiden kahvehanenin önünden geçerken utanırmış; şimdi ise oturup çay bi-le içebilirim diyor. Kayınvalidesi (üvey) ve kayın-pederi ile oldukça mesafeli olduğunu, mümkün oldu-ğunca karşılaşmamaya çalıştığını söylüyor. Özellikle kızını, büyükbabasına yaklaşmaması için uyarı-yormuş (!) Görümcesi (35 y) evlerinden hoşuna giden şeyleri alırmış, mutfağa girip izinsiz ve saygısızca ortalığı karıştırıp yiyeceklerini yermiş. O nedenle evine sokmuyormuş ve kapıyı kilitliyormuş. Gö-rümcesi evlenmek istemiyormuş, daha çok evli ka-dınlarla arkadaş olurmuş (?).

Ailenin sosyal yaşamı ve çevresi ile uyumu

Çocukların ikisi de sabahçıymış. Kahvaltılarını ettirdikten sonra okula kendisi götürüyor ve çıkış saatinde de tekrar gidip alıyormuş. Arkadaş konu-sunda oldukça seçici olduğunu söylüyor. Pek az ki-şiyle günlük konuşmaları oluyormuş. En çok insanların iyi niyetini istismar etmelerinden yakı-nıyor. Ortamı beğenmiyor ve çocuklarının başıboş kalıp kötü alışkanlıklar edinmesinden korkuyor. Bu nedenle hafta sonları çocukları karate kursuna götürüyor. Yaz tatilinde de başka spor etkinliklerine devam etmelerini istiyor. Yeni aldıkları evin bulunduğu muhitte yaşayanlar daha 'normal' ve kendi halinde insanlarmış. Bunu düşünerek seviniyordu.

Ailenin gelenek, görenek ve alışkanlıkları

Çekirdek aile. Baba evde yokken, evin reisi anne olmuş. Bayramda akrabaları ziyaret ediyorlarmış. Çay-kahve alışkanlıkları yokmuş. Misafirperver bir ev sahibiydi. Hemen terlik verdi. Kahve ikram etti. Çocukların beslenmesi konusunda oldukça du-yarlı, daha çok sebze yemekleri yapıyor. Mutlaka kahvaltı yaptırıyor. Hazır su içiyorlarmış.

Aile bireylerinde tespit edilen sağlık sorunları ve kimin tespit ettiği

Sağlık problemleri olduğunda Aile Hekimliği Merkezi'ne başvuruyorlarmış. Ailesinin sağlık gü-vencesi olmadığından zor dönemlerinde ve hastalık durumlarında buradaki doktorların çok ilgilen-diğini her fırsatta söyledi ve teşekkür etti.

F.İ. Boy: 163 cm, Vücut ağırlığı (VA): 72 kg, Vücut Kitle İndeksi (VKİ): 27.16, Tansiyon Arte-riyel=110/70 mmHg, 2000 yılında guatr ame-liyatı olmuş, bel ağrısı varmış.
M.İ. Boy: 143 cm (50-75p), VA: 32 kg (10-25p), anemi nedeniyle uzun süre takip edilmiş, ta-lasemi taşıyıcısı olduğu anlaşılmış, babasında da ta-şıyıcılık tespit edilmiş.
A.K.İ. Boy: 132 cm (50p), VA: 33 kg (10-25p), makatta kızarıklık, kaşıntı (Parazitoz?)

Ziyarette tespit edilen ek sağlık sorunları

Annenin bazı obsesif ve aşırı korumacı davra-nışları var. Olayları rasyonalize ediyor. İçe kapan-ma var. Ağır iş yaptığında ve çok yürüdüğünde be-linin ağrıdığını söyledi. Dinlenmekle geçiyormuş.
Oğlu tuvalete girerken altındaki kıyafetlerin tümünü çıkarıyormuş. Bu nedenle birkaç kez üşü-tüp hasta olduğunu söyledi. Okulda bunu yapa-madığı için tuvalete gitmiyormuş.

M.İ. ile birkaç görüşme daha yapılarak ziyaret sırasındaki umursamaz davranışı daha iyi anlaşılabilir.

Babanın sinirli bir kişiliğinin olması ve eve gel-diğinde otorite kurmaya çalışması, annenin çok fazla yük taşıması, çocuklara çok verici davran-ması da bir çeşit şiddet olabilir. Annenin yalnız ya-şaması, toplumsal baskılar, tutucu çevre, büyük-baba ve halanın özel durumları! Çocukların, denge-lerin oldukça bozulduğu bu ortamda büyürken psikolojik yardım almaya başlaması yerinde olur.

Ailenin aile içinde bilinen sağlık sorunlarına yaklaşımı

Anne Aile Hekimliği Merkezi'ndeki doktorlara güveniyor ve her türlü sorunda hemen merkezi-mize başvuruyor. Verilen ilaçları parayla alıyor ve önerileri yerine getiriyor.

Aile içinde bilinen sağlık sorunlarının aile bireyleri üzerine etkileri var mıdır?

Olumsuz etkiler nasıl azaltılabilir?

Ailenin her bir üyesinin psikolojisi birbirini etkiliyor. Babanın sürekli dışarıda olması çocukların ve annenin bazı savunma mekanizmaları geliştir-melerine neden oluyor. Anne sorumlulukları konu-sunda obsesif oluyor, insanlara güvensiz ve içe kapa-nık olmaya başlıyor. Çocuklar ise özgüvensiz ve mutsuz yetişiyorlar. Ailenin diğer bireyleriyle daha sık görüşmeleri konusunda konuşulabilir. En azından ailede eksikliği hissedilen erkek modelinin özellikle er-kek çocuk için önemli olduğu ve bu nedenle büyük-babasıyla iyi-kötü bir iletişimlerinin olmasının fay-dalı olabileceği anneye anlatılabilir. Çocukların kendi-lerine model alabilecekleri akrabaları ile görüşmeleri önerilmelidir. Anne ve baba Adana'da iş bulunması ve başka bir eve taşınılması konusunda çaba sarf edebilirler.

Aile içindeki sağlık sorunlarına sağlık per-sonelinin yaklaşımı nasıl?

En aktif rol alan sağlık personeli kim? Neden?

Sürekli Aile Hekimliği Merkezi'ne başvuruyorlar. Doktorları sürekli değişse de aynı ilgiyi görecek-lerinden eminler. Verilen hizmetten memnunlar.

Bu sorunların çözümünde birinci basamak sağlık hizmeti sunan hekim ve hekim dışı sağlık personelinin rolleri ne olabilir?

Baba geldiği dönemlerde görüşmeye çağrılabilir. Pasif sigara içiciliği konusunda uyarılabilir, sigarayı bırakma konusunda danışmanlık verilebilir. Çocuk-ların kendisinin yokluğunda baskı hissettikleri ve sevgiye ihtiyaç duydukları anlatılabilir. Çocuklarının yanında olmasının önemi vurgulanarak buradaki iş imkanları sorgulanabilir.

Anneye çocukları için daha az kaygılanması gerektiği, bunun onları da mutsuz edebileceği söylenebilir. Yaptığı şeyler için takdir edilmeli ve her fırsatta övülmelidir. Bel ağrısı için kas güçlendirici egzersiz yapması önerilmelidir. Ailesinde koroner kalp hastalığı ve hipertansiyon öyküsü olduğu için değiştirilebilir risk faktörleri konusunda bilgilendiril-melidir. Vücut kitle indeksine göre fazla kilolu olduğu söylenmeli ve kilo verme konusunda motive edilme-lidir. Pap smear alınmalı ve yıllık tarama testi olduğu konusunda bilgilendirilmelidir. İleride oluşabilecek osteoporozu önlemek açısından kalsiyumdan zengin beslenme ve egzersiz önerilmelidir.

Çocukların getirildiği zamanlarda fırsatlar değerlendirilerek yaşlarına uygun konuşmalarla duygularını ifade etmeleri ve bir sorunları olduğunda paylaşabilecekleri profesyonel kişilere güvenebilecekleri mesajı verilmelidir. İçinde bulundukları özel durumlar nedeniyle hiç isteme-dikleri bir şeyi yapmaya zorlanıp zorlanmadıkları sorgmmünolojik olmayan uyarılar degranülasyona neden olabilmektedir.

            Ig-E aracılı reaksiyonlar akut ürtikerin en sık görülen nedenidir ve genellikle dramatik başlangıçlı ve ağırdır. Anafilaksinin diğer bulguları gözlenebilir. Alerjene maruz kalındıktan sonra dakikalar veya birkaç saat içinde semptomlar ortaya çıkmaktadır. Akut reaksiyonlar daha çok çocukluk çağında izlenir. Fındık, yumurta, süt ve deniz ürünleri gibi yiyecekler bu reaksiyonların çoğundan sorumludur. Böcek ısırığına bağlı reaksiyonlar da yine bu kategori içindedir. Bazı hastalar soğuk ya da vibrasyon gibi fiziksel uyarılara da tepki verirler.
            Herhangi bir ilaç akut ürtiker şeklinde gözlenen akut alerjik reaksiyona neden olabilir. Fakat antibiyotikler, özellikle de penisilin, akut ürtikeryal ilaç reaksiyonunun en sık nedenidir. Aspirin gibi non-steroidal antiinflamatuar ilaçlar akut ürtiker/anjioödeme sık neden olan diğer ilaçlardır. Bu reaksiyon Ig-E aracılı reaksiyondan ayırt edilemese de, mekanizmanın siklooksijenaz inhibisyonuna bağlı olduğu düşünülür. Aspirin ve benzer maddeler aynı zamanda kronik ürtiker/anjioödemin de sık görülen nonspesifik uyarıcılarıdır ve bu durumdaki tüm hastalarda kullanımından kaçınılmalıdır. ACE inhibitörleri anjioödemi tetikleyebilmektedir, ürtiker/anjioödemi bulunan hastalarda verilmemelidir.
Viral enfeksiyonu, hepatit B’nin prodromal evrelerinde ve Ebstein Barr virusu enfeksiyonu olan çocuklarda ürtikerin sık görülmesi nedeniyle, bazı ürtiker vakalarında enfeksiyonun rolü olabilir. Araya giren viral enfeksiyonlar kronik ürtikeri sıklıkla alevlendirir.
            Günlük zeminde ortaya çıkan ürtikerlerin çoğunda Ig-E aracılı mekanizma bulunmaz. Kronik ürtikerde atopi sıklığında artış yoktur – hastalar sıklıkla aşırı yorgunluktan yakınsa da sistemik tutulum minimaldir.
 

Yayınlanma: 16.3.2008 | Güncellenme: 7.7.2010 | Görüntülenme: 16391
    Yorum Abonelik
    Oyla!
    Etiket Ekle
    Etiket:

    Kullanıcı:
    Parola:
    Yeni Üyelik Parola Hatırlat

    Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası



    radyo dinle aşı takvimi podcast tips blog video blog kongre online dinle peaceful videos music videos blog klip şarkı sözü lyrics videos ilahi ezgi dinle