Eski Alışkanlıklar, Şehir Efsanleri Ve Aile Hekimliği - II
Prof. Dr. Füsun Ersoy
Eski Alışkanlıklar, Şehir Efsanleri Ve Aile Hekimliği - II

Geçiş Dönemi Eğitimleri, Sevk Zinciri; Aile Hekimlerinin Maaşları

Aile Hekimliği uygulamaları sırasında sık karşılaştığımız şöyle bir durum var, bir yerden bir söz çıkıyor ve bu söz asılsız olmasına rağmen dilden dile dolaşan bir şehir efsanesine dönüşerek yayılıp katlanarak büyüyor. Aile hekimlerinin maaşlarının Dünya Bankasından ödendiği ve bir süre sonra kesileceği de özellikle henüz uygulamaya geçmemiş illerde ortaya çıkan bir söylenti. Aile Hekimlerinin maaşları hiçbir zaman Dünya Bankasından ödenmedi ki kesilsin.

Geçiş dönemi eğitimlerinin deadline’ının ilan edilmesi sonrası da yine asılsız söylentiler dolaşmaya başladı. Geçiş dönemi eğitimlerinin bilindiği gibi iki aşaması var. Birinci aşama uyum eğitimlerinin amacı Aile Hekimliği tıp disiplininin olmazsa olmazlarını tanıtmak, bu disiplini diğer disiplinlerden farklı kılan temel kavram ve yaklaşımların benimsenmesini ve her katılımcının kendi öğrenim gereksinimin farkına vararak bunları nasıl karşılayacağına dair bir yol haritası ile kurstan ayrılmasını sağlamak. İkinci aşama eğitimlerin temel amacı ise Aile Hekimliği uygulamasında görev yapan hekimlerin klinik yeterlilik düzeylerinin arttılıması. Geçiş dönemi eğitimleri, bir sertifikasyon eğitimi, uzmanlık eğitimiyle eşdeğer değil. Bu eğitimlerin ikinci kısmını yani 1 yıllık klinik modüler eğitimi bitiren hekimler kalıcı sertifikalarını alacaklar. Herkesin uzman yapılacağı, buna mecbur oldukları yönündeki söylemler de doğru değil. Evet esas nihai hedef birinci basamakta uzmanlaşmanın özendirilmesi ancak sertifikasyonla kazanılmış hakları olan hekimler elbette çalışmaya devam edecek ve bu hakları ellerinden elbette alınmayacak. Bu kademeli bir süreç, tıp fakültesine girecek bir öğrenci mezun olduğunda birinci basamakta çalışmak istiyorsa, bu alanda uzmanlaşmış olması gerektiğini bilmeli, tıpkı diğer alanlarda çalışmasının esas koşulunun bu olduğunu bildiği gibi.

Sevk zinciri uygulamasının yaygınlaştırılması 2009 Temmuz’a ertelendi. Sevk zinciri ile ilçe entegre hastaneleri en büyük hasta kabına uğrayacak grup olarak öngörülmekteydi. Toplam hasta sayısında %25-30 oranında artış olması, işgücü kaybı meydana gelmesi, Aile Hekimlerinin sevk memuru haline gelmesi , sevkten dolayı mükerrer hasta kayıtları olması,gereksiz hasta kuyrukları ve tartışmalar yaşanması, hasta ve hekim memnuniyetinin azalması, temelde bu iki sacayağından oluşan hizmet kalitesinin azalması, sevk zinciri uygulaması nedeniyle özellikle il merkezindeki aile hekimlerinin hasta yükünün daha fazla artması, hastanelere yakın Aile Sağlığı Merkezilerinin, sevk almadan hastanelere gelen hastaların sevk taleplerini karşılamak zorunda kalmaları, Aile hekimlerinin muayene hizmetlerine ayıracakları sürenin azalması, Koruyucu Sağlık Hizmetlerine ayrılan süre kısıtlı olması, Gezici Sağlık Hizmetlerinde gerileme olması, öngörülen ve yaşanan başlıca sorunlar oldu.

Bunun yanı sıra aile hekimlerinin bilgi sistemlerinin, prim ödemeyen hastaların tespitinde kullanılması ve aile hekimlerinin ihbarda bulunma zorunluluğunun olması, prim ödemelerinin sorumluluğu hizmet sunucu kişilere verilmiş olmasının hasta hekim arası güveni sarsması söz konusu idi.

Önümüzdeki dönemde düşünülmesi gereken noktalar, kademeli olarak sevk zinciri getirilmesi, aile hekimlerinin kayıtlarının SGK tarafından Prim toplanması için kullanılmaması, aile hekimlerinin ihbar zorunluluğunun kaldırılması, sevk formunun dijital ortama aktarılarak aile hekimliği bilgi sistemi üzerinden Hastane otomasyon programına yönlendirilebilmesi, oluşacak hasta yükü için halkın bilgilendirilmesi, sevk zinciri uygulama prosedürleriyle ilgili bilgilendirme yapılması, kamu hastaneleri, 3. Basamak hastaneler ve Özel hastanelerle bilgilendirme toplantıları yapılması, randevu takip sisteminin uygulamaya aktif olarak sokulması, hastanelere ve merkezi konumdaki yerlere aile hekimliği bilgilendirme ofisleri kurulup buralarda bilgilendirmelerin yapılması, uzun vadede gerekiyorsa hekim başına düşen kişi sayısının azaltılması yoluna gidilmesi, hasta memnuniyet anketlerinin sahada uygulanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi düşünülebilir.

Aile Hekimliği mevzuat çalışmaları ve geçiş dönemi eğitimleri ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Tüm Türkiye’de uygulamaya geçilmeden pilot illerde yaşananlardan yola çıkılarak en gerçekçi ve doğru uygulamaların önünün açılması gerekli. ASM ve TSM görev tanımlarının yeniden yapılandırılması, TSM eğitimleri, ücret politikalarında değişiklikler, yeni performans kriterleri, cari giderlerle ilgili düzenlemeler gündeme gelebilir. Uygulayan için de kanun koyucular için de yerel yönetimler ve Aile Hekimlğinin tüm tarafları için de temel yaklaşım “kaliteli aile hekimliği uygulamaları ve bilimsel evrensel ilkelerin mümkün olduğunca, koşullar elverdiğince, ülke şartları gözetilerek eksiksiz , kurumsallaştırılarak uygulanır hale getirilmesi” olmalı…

Gündem başlıklarını ve gelinen noktadaki kazanım ve sorunlarla çözüm önerilerini irdelemeye devam edeceğiz, görüşmek üzere…. 

Yayınlanma: 9.1.2009 | Görüntülenme: 4223
    Yorum Abonelik
    Oyla!
    Etiket Ekle
    Etiket:

    Kullanıcı:
    Parola:
    Yeni Üyelik Parola Hatırlat

    Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası



    radyo dinle aşı takvimi podcast tips blog video blog kongre online dinle peaceful videos music videos blog klip şarkı sözü lyrics videos ilahi ezgi dinle